İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

Sokak Hayvanlari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sokak Hayvanlari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2012 Perşembe

İstanbul'daki Hayvan Barınakları



                                  İstanbul’daki Hayvan Barınakları
İstanbul da sokakta yaşamak zorunda bırakılan sahipsiz hayvanlar sorunu gün geçtikçe artmaktadır. Hayvanları bir hevesle alıp daha sonra onları bakmak istemeyip sokağa bırakan da insanlar, daha sonra bu sokakta yaşayan hayvandan şikâyet eden de insanlar… Sokak hayvanlarının bu kadar çoğalması insanların neden olduğu bir problemdir. Sokakta yaşamak mecburiyetinde bırakılan hayvanların büyük bir çoğunluğunun aslında evde bakılmak üzere alınıp daha sonra bakımı yüzünden sokağa terkedilen masum hayvanlar olduğu bilinmektedir. Bu hayvanların çilesi evden atılmakla bitmeyip sokakta da daha zorlu şartlar altında devam etmektedir.  Hayvanlar sokakta çeşitli işkencelere maruz kalmaktadırlar. Hayvanların da bir canlı olduğunu unutup aslında insanlığını unutan caniler bu sokakta yaşayan hayvanlara karşı oldukça acımasız davranmaktadırlar.  Bu hayvanlara zor şartlar altında sahip çıkan ve onlara bakan hayvan severler oluşturdukları çeşitli kuruluşlarla halkı bilinçlendirmeye çalışmaktadırlar. Hayvanlarla asıl ilgilenmesi gereken devlet kuruluşları iken sokak hayvanlarını koruma hayvan severlere kalmıştır. Hayvan severler ise yapmış oldukları protestolarla devletin bu konuyla ilgilenmesini sağladılar ve hayvan barınakları oluşmaya başladı. Ancak yetersiz olan bu barınaklara hiçbir şekilde ilgi gösterilmedi. Bu barınakları hayvan severler ayakta tutmaya devam ediyorlar çünkü yeterli maddi destek ve ekipman devlet tarafından sağlatılmıyor. Barınakların en temel ihtiyaçları:  Mama, su, ilaç, aşı, su-yemek kabı, vitamin, tel çit, temizlik malzemeleri, kulübe, teknik ekipman, veteriner ve en önemlisi gönüllüler. Bu temel ihtiyaçlara karşı devleti ve halkın duyarsız olması bu hayvanları ölüme götürüyor. Yeterli ve tam kapasiteli olmamasına karşı İstanbul da 40 a yakın barınak vardır onlardan bazıları şunlardır:
İstanbul Ataşehir Barındırma Merkezi
Hayvan sayısı:1267 köpek-20 kedi
İstanbul Beykoz barınağı
Hayvan  sayısı: 1600 köpek
İstanbul Büyükada hayvan barınağı
Hayvan sayısı: 170 köpek
İstanbul Şile hayvan barınağı
Hayvan sayısı: 100 (kedi-köpek)
İstanbul Tuzla hayvan barınağı
Hayvan sayısı: 300 köpek kapasiteli
İstanbul Yedikule hayvan barınağı
Bahçelievler hayvan barınağı
Hayvan sayısı: 75 köpek
Bakırköy sokak hayvanları rehabilitasyon merkezi
Hayvan sayısı: 570 köpek-30 kedi barınağı
Mimar Sinan barınağı
Hayvan sayısı:150 köpek
Büyükçekmece hayvan bakım, tedavi ve rehabilitasyon merkezi
Hayvan sayısı: 3000 köpek
Güngören hayvan toplama ve kısırlaştırma merkezi
Hasdal rehabilitasyon merkezi
Üsküdar hayvan barınağı
Avcılar hayvan barınağı
Sarıyer hayvan barınağı
İstanbul’da yaşayan sokak hayvanları hakkında yapılan bazı araştırmalara göre;
Dünya Sağlık Örgütünün araştırmasına göre İstanbul’da her 1000 kişiye 8,4 sokak köpeği düşmektedir. (WHO, 1990 Cenevre).
İstanbul nüfusu\bin kişi=köpek sayısı 12,000,000\1,000=12,000x8.4=100,800.
Her 6 ayda bir bütün dişilerin doğurması halinde (sokak köpekleri ortalama 7–8 yavru yapar) 350,000’in üstünde köpek doğar. Artış logaritmiktir. Köpekler 6–8 aylık olduklarında doğurganlığa erişirler. 1 sağlıklı dişi müdahale edilmediği takdirde 6 yılda 67,000 köpeğe ulaşacak kadar üretkendir. (DDF 1998)


Kaynakça:
*http://arsiv.indigodergisi.com/arsiv/mujdecoskun_02.htm      Erişim tarihi: 30 mayıs 2012
Not: Bu fotoğraf 30/05/2012 tarihinde saat 18.00’da Aksaray semtinde Rifat Üçleroğlu tarafından çekilmiştir.

20 Mayıs 2012 Pazar

Hayırsızada Sürgünü


Sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili dünyada ve ülkemizde birçok tartışa yaşanırken, konuyla ilgili dramatik bir olayı paylaşmak istedim. Olay 1911 yılında gerçekleşen ve Hayırsız Ada katliamı adıyla bilinen vakaadır. Yaklaşık 80.000 bin hayvanın telef olduğu bu olay, unutulmayacak hayvan katliamlarının başında gelmektedir.

Bizans’tan beri yüksek olan köpek nüfusuna çare olarak ‘’toplama kampı’’ fikri ön plana çıkmıştır. Bu kampın yeri de Marmara Denizi ortasında bulunan Hayırsız(Sivri) Ada seçilmiştir. Coğrafi durumuyla tamamıyla kayalıktan ibaret olan Hayırsız Ada köpekler için yaşanılması mümkün olmayan bir yerdi.
Bu sürgün 19. yy’ ın ilk çeyreğinde İkinci Mahmut zamanında yaşanmış, hükümdar da İstanbul’da ne kadar köpek varsa tamamının toplatılması ve adaya gönderilmesi emirini vermişti. Daha sonra halkın tepkisi üzerine sağ kalan köpekler İstanbul’a geri getirilmiştir. Daha sonra Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın ordusu Kahire’den kalkıp Kütahya’ya gelmiştir. Sonrasında köpek meselesini çözmek için belediye başkanı Suphi Bey harekete geçmiştir. Suphi  Bey’de tüm köpeklerin Hayırsız Ada’ya gönderilmesini emredince,  yaklaşık 80.000 civarında köpek mecburi bir ada yolculuğuna maruz kalmıştır. Kayadan ibaret olan Hayırsız Ada’da tek bir köpek bile canlı kalmamıştır. Açlıktan şuurlarını yitiren köpekler birbirlerini yiyerek acı bir şekilde can vermişlerdir. Rivayetlere göre de adadan gelen köpeklerin çığlıkları da İstanbul’a kadar duyulmuştur ve olayın ardından da Balkan Savaşı çıkmıştır.  Tarihimize kara bir leke olarak geçen bu olayı da, Pierre Lotti şu cümlelerle değinmiştir;
''Bu ülkeye (İstanbul’a-M.A.) II. Mehmed’in ordularının ardından gelen köpekler İttihad ve Terakki’yi ve hükümet işlerine Levantenlerin girişini unutmuşlardı. 4-5 asırlık sadakatten sonra kimseyi ısırmamış olmalarına karşın katliamların en iğrencine mahkum edildiler. Hiçbir Türk Hilal’e uğursuzluk getireceği söylenen bu onur kırıcı görevi üstlenmek istemedi. Bu yüzden serseriler ve haydutlar görevlendirildi.”
 Son olarak Hayırsız Ada sürgünüyle ilgili  bir animasyon filimi çekilmiştir. Köpeklerin adaya sürülmesini konu alan bu kısa film 63. Cannes Film Festivali’nde en iyi kısa metrajlı film ödülünü almıştır.

 Merak edenler için filimin linki ;

Kaynakça:

1 Mayıs 2012 Salı

Haytap'la Sokak Hayvanları Üzerine Kısa Bir Söyleşi


1-)Derneğinizin kuruluş tarihi nedir? Kurulduğu tarihten itibaren sokak hayvanları ile ilgili ne gibi çalışmalar yaptınız?
2006, Genel ve yerel yönetimler ile Türkiye çapında sokak hayvanları, bakımevlerinin kötü şartlarının  düzelmesi için çözüm odaklı, projeli çalışmalar(itlafların durdurulması, bakımevleri kurulması ve var olanların şartlarının düzeltilmesi,beslenme ve su odakları,halkın bilinçlendirmek için diyanet işleri ile işbirliği, hutbe ve vaazlar, bilbord çalışmaları..), yetersiz ve eksik olan 5199 sayılı hayvan hakları kanununun değişmesi ve kabahatler kanunundan çıkarılıp ceza kanununa geçmesi için hazırlanıp meclise sunulan yeni yasa tasarısı, yunus parkları, sirkler, hayvanat bahçeleri, pet shoplar, üretim çiftlikleri, kürk ve deney hayvanları, yük ve çiftlik hayvanları, av hayvanları ve yaban hayat konularında halkın bilinçlendirilmesi için eğitim çalışmaları, konularla ilgili afiş, broşür, kitapçık gibi görsellerin basımı ve dağıtımı, yazılı ve görsel medya ve tanınmış kişilerle ile işbirliği, ilköğretim, lise ve üniversitelerde eğitim çalışmaları, seminer , panel ve konferanslar, okullarda ve üniversitelerde hayvan hakları koruma kulüplerinin kurulması için çalışmalar,saha çalışmaları, resim sergileri, stantlar, yunus parklarının kaldırılması için yapılan eylemler, adalardaki atların çalışma şartlarının düzeltilmesi için çalışmalar…(look up www.haytap.org)
2-) Semra  hanım,ne  kadar  süredir  Haytap’la  çalışıyorsunuz
Kurulduğundan beri
3-)Metropol kentlerde sokak hayvanlarının çok olmasının nedeni sizce nedir?Dünyanı  sayılı  metropollerinden  olan  İstanbul’da  bu  konuda  yeterli  çalışma  yapılıyor mu?
Yerel yönetimlerin konuya duyarlı olmamaları ve eş zamanlı çalışma yapmamaları, yetkili kişilerin mevzuattan habersiz olmaları, yasanın ve denetimlerin yetersizliği, belediyelerin STK  ve gönüllülerle çalışmaktan kaçınmaları, halkı aydınlatıcı ve bilgilendirici çalışmaların yerel yönetimlerce yapılmaması,bir çok ilçede veteriner müdürlüğünün olmaması ve sokak hayvanlarının temizlik işleri (ilaçlama)müdürlüğünün insafına bırakılması,veteriner işleri ve bakımevlerinin kar amaçlı taşeron firmalara ihale edilmesi (ilaçlama firmaları),az köpek, az kısırlaştırma, az mama, az paraya yetersiz personel ve çok para zihniyeti.
Son birkaç aydır toplumdan gelen baskılar ve Haytap’ın kurumsal ve medya ile çalışmaları ile özellikle İBB de çalışmalarda düzelmeler görülmeye başlansa da birçok yerel belediye sınırları içindeki hayvanlar maalesef çok kötü şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışmakta, güçten düşmüş hayvanlar için bakımevleri yok, var olan bakımevleri ve RM ler de gönüllüleri yoksa toplama ve ölüm kampı, fiziki şartlar hemen hemen hepsinde çok kötü,  çalışan personel de hayvan sevgisi yok çünkü barınaklar sürgün yerleri, birçok bakımevinde taşeron firma yaptıkları ortaya çıkmasın diye gönüllüleri içeri almıyor, hayvanlar oradan oraya, ormanlara atılıyor.
4-)Ülkemiz de sokak hayvanlarını koruyan yasalar olmasına rağmen bu yasalar neden uygulanamamaktadır?
5199 sayılı yasa kabahatler kanunu dolayısı ile caydırıcı yaptırımı sahipsiz hayvanlar için yok. Çünkü yasa da sahipli ve sahipsiz hayvanlara can değil mal gözü ile bakılıyor.Hayvan sahipli ise malınıza zarar verildiği için ceza artıyor. Denetleme elemanlarının ki bunlar yerel yönetimlerde veteriner işleri müdürleri oluyor denetleme ve ceza kesme yetkileri olduğu halde görevlerini yapmıyorlar ve yapmaktan kaçınıyorlar. Eğer güçlü STK baskısı varsa toplum baskısında çekindikleri için harekete geçiyorlar. Dolayısı ile hayvansever ve hayvan hakları savunucularının mutlaka STK lar ile birlikte çalışması gerekiyor aksi taktirde birey olarak gittiğinizde yüzünüze başka arkanızdan başka davranıyorlar.
5-)İstanbul, gelişmiş bir kent olmasına rağmen neden sokak hayvanları sorununa bir çözüm bulunamıyor?
 Yurt dışında olduğu gibi petshoplarda hayvan satışı yasaklanmadıkça, üretim çiftlikleri denetlenmedikçe, yurt dışında özellikle doğu bloku ülkelerinde kaçak hayvan girişi kontrol edilmedikçe, evde üretimler denetlenmedikçe (bu hayvanların hepsi petshop ve internet sitelerinde satılıyor)bizim çalışmalarımızın çatıdan akan suyun altına kova koymaktan farkı kalmıyor.Acilen Onarılması gereken yer çatı aksi taktirde çözüme ulaşmak imkansız ve hayvanlar acı çekmeye devam edecek. Geçen hafta içinde benim kapımın önüne arabada 3 tane cins hayvan bırakıldı, 1 French bulldog 4 yaşında, 1 Terrie 3 yaşında, 1 Amerikan Cooker  5 yaşında, PET DİYE ALIYORLAR, PAT DİYE ATIYORLAR. Empati yapmaktan bu kadar yoksun bu insan denilen yaratıklar.
6-)Dernekler olarak İstanbul da ki sokak  hayvanlarını korumak için ne gibi faaliyetleriniz var?
Biz dernek değil federasyonuz. Bize bağlı Türkiye çapında 22 dernek ve 80 il temsilciliğimiz var. Faaliyetlerimizi açıkladım.
7-)İstanbul da ki sokak hayvanları için olan barınaklar yeterli mi ve barınakların şartları nasıl?
39 ilçenin 28 inde RM ve geçici bakımevi var. Çoğu toplama ve ölüm kampı, fiziki şartları çok kötü, hayvanlar beton ve fayansların üzerinde, demirlerin arkasında hücrelerde, altlarında paletler yok, mama kalitesi çok kötü, sürekli basınçlı su ile temizlik yapıldığı için hayvanlar sürekli, yaz-kış ıslak, çoğu 2-3 gün içinde enfeksiyon ve bakımsızlıktan ölüyor.Çoğu yerde cinslerine göre ayrılmadığı için küçüklerin ve evden atılanların yaşam şansları (bunlar zaten yaşama tutunmayı terk edildikleri için bırakıyorlar, yemiyorlar, içmiyorlar, dövülüyorlar)hiç yok, gönüllü yoksa kesin hepsi ölüyor.
8-)Bu barınaklarda hayvanların her türlü ihtiyacı karşılanıyor mu?(yemek sağlık gibi)?
Gönüllüler varsa evet, gönüllüler yoksa Allaha emanet, belediyeye değil.
9-)Barınakların giderleri nasıl karşılanıyor? Yardım eden kuruluşlar veya kişiler var mı?
Devletten ödenek alıyorlar ama bunu bakımevlerine çoğunlukla harcamıyorlar.Gönüllü varsa destek de var. Kırık-çıkık ve ciddi ameliyatlar hep gönüllü desteği ile oluyor. Aksi durumda hayvan getirilip bırakıldığı kafeste ölüyor ya da sakat kalıyor.
10-)Sokak hayvanları insanlar için bir tehdit midir?
Asla değil. Belediyeler gereği gibi çalışırlarsa, güçten düşmüş, yaşlı, sakat, kör, anne ve bebeklere, agresif hayvanlara yasa da belirtildiği gibi uygun yerler, doğal yaşam alanları yapılırsa hayvanlarla birlikte yaşamak bizim kültürümüz ve yurt dışında gelen yabancılar bunu takdirler karşılıyorlar, filmler yapıyorlar, fotoğraflar çekiyorlar. Yurt dışında bulunduğum zamanlarda tanıştığım insanlar bundan övgü ve sevgi ile bahsediyorlar. Dolayısı ile bu konuda Avrupa ve Amerika gibi ülkelere medeni diye benzemeye çalışmak yerine farklılığımızı korumamız lazım çünkü çoğu yabancı bunları sokakta görmek için buraya geliyor. GANDİ’nin dediği gibi : BİR ÜLKENİN MEDENİYETİ SOKAK HAYVANLARINA GÖSTERDİĞİ SAYGI İLE ÖLÇÜLÜR.
11-)İstanbul da sizce en çok hangi bölgede sokak hayvanı yaşamaktadır?
Ormanlık alanların yoğun olduğu, Beykoz, Sarıyer, Arnavutköy, Bolluca, Tayakadın, Tuzla, Şile, Kartal gibi bölgelerde. Çünkü belediyeler hayvanları araçlara yükleyip çoğu zaman rehabilet bile etmeden buralara atıyorlar.
12-)Sokak hayvanlarıyla ilgilenmesi gereken kurumlar ya da kişiler kimlerdir?
En başta yerel yönetimler bu onların görevi. Bizler STK olarak destekleriz. Ancak bir çok bölgede belediye görev ihmali yaptığı için gönüllüler çalışıyor. Bizim görevimiz belediyeleri harekete geçirip, yasaya uygun çalıştırmak,onların görevini yapmak değil çünkü popülasyonun bu denli artmasının nedeni yasadaki boşluklar, denetimsizlikler ve görev ihmalleri.
13)Hayvanlara uygulanan şiddet ve katliam örnekleri çok fazla peki bu şiddet eğiliminin ve katliamların önüne geçebilmek için neler yapılmalıdır? Bu insanlar hakkında suç duyurusunda bulunulsa ceza alırlar mı?
Halkı bilnçlendirmek en önemlisi. Yasanın ceza kapsamına alınıp suç işleyenin yurt dışında olduğu gibi hapis ve ağır para cezası alması gerekiyor. Caydırıcı olamazsa hiçbir şey değişmez. Küçük yaşta Hayvana yapılan işkence daha sonra insana yöneliyor. Bu çocukların yurt dışında olduğu gibi tespit edilip rehabilite edilmesi gerekiyor. Potansiyel tecavüzcü ve katiller bunlardan çıkıyor.
14-)İstanbul da Sokak hayvanlarına uygulanan şiddeti medya neden gündeme getirmiyor? Medyayı da nasıl harekete geçirebiliriz?
Son zamanlarda getiriyor ancak bazen medya yaptığı yanlış  ve eksik duyumlarla halkı hayvanlara karşı provoke de ediyor. Hayvanı vahşileştiren de insan. Çocuğunu da vahşileştiren insan.
15-)Sokak hayvanlara uygulanan şiddetin sorumlusu halktır peki biz halk olarak bu şiddetin önüne geçmek için ne gibi önlemler alabiliriz?
Birlikte hareket etmek, eğitim  ve denetim. Cezaların caydırıcı olması. Bu işleri yapanların deşifre olmaları ve sicillerine işlenmesi.
16-)Osmanlı ve Bizans zamanında sokak hayvanları için kurulmuş dernekler var mıydı?
Dernekler yoktu. Ama o zaman bizim insanlarımızda merhamet ve vicdan vardı.
17-)Eski zamanlarda İstanbul da Sokak hayvanları büyük sorun teşkil ediyor muydu?
Ettiği zamanlar oldu ve hayvanları zehirlediler ya da hayırsız adaya sürdüler. Burada hayvanlar açlık ve susuzluktan  çıldırdılar. Ama arkasından daha büyük felaketler yaşandı.

18-)Şimdi olduğu gibi çok eskiden de sokak hayvanlarına karşı katliamlar yapıldı bize örnek verebileceğiniz katliamlar var mı?
Hayırsızada sürgünü
19-) Avrupa’nın  metropol  kentleriyle  İstanbul  arasında  sokakta  yaşayan  hayvanlarla  ilgili  yapılan  çalışmalarda  ne gibi  benzerlikler  ve  farklılıklar  bulunmaktadır?
Onlar da bir dönem yok ettiler ama bizdeki gibi vahşice ve acı içinde kıvrandırarak değil. Artık yapmıyorlar. Onlarda koruma yasaları daha katı ama maalesef Yunanistan, İtalya gibi ülkeler, Ukrayna ve Müslüman ülkeler bu konuda kötü.

Semra  Önal
Haytap  Sarıyer Tems., Eğitim  Koordinatörü

26 Mart 2012 Pazartesi

İstanbul’la Özleşen Hayvanlar

          İstanbul tarihi  binlerce  yıl  önceye  dayanan  tarihi  bir  şehirdir, bu  yüzden turizmin de kalbinin  attığı  önemli  bir  şehirdir. İstanbul'u  turizm  amaçlı  ziyaret  eden  pek  çok  insan  İstanbul'un   daha pek  çok  yönlerini  de  görmektedirler. Şüphesiz  bu  güzel  yönlerinin  içerisinde  en  güzeli  ise  İstanbul  sokaklarını  renklendiren  sokak  hayvanlarıdır.Bu  hayvanları  kimi  zaman  bir  kilisenin  bahçesinde , kimi  zaman  bir  şadırvanın  başında,  bazen  de  bir  caminin  avlusunda  görmek  mümkün. Bütün   bu  bahsettiklerimize  örnek  olarak  yandaki  resim de  Yavuz  Selim  camiisinde  çekilmiştir.




     Bu  hayvanlar  bulundukları  şehirleri  adeta  simgelemektedirler.  Müzelerde,  camiilerde ve  İstanbul'un  önemli  birçok  mekanında  bulunan  bu  hayvanlar  pek  çok  turistin de  fotoğraf  karelerini   süslemektedirler.  Bazı  sokak  hayvanları  hafızalara  o kadar  kazınmıştır  ki  bulundukları  mekanları simgelerler. Mesela  ABD  başkanı  Barrack  Obama'nın Ayasofya' yı  ziyareti  sırasında  başını  okşadığı  ''Şaşı Justinyen''  isimli  Ayasofya'nın  simgesi  olan  kedi  ya  da  başka  bir  örnek  vermek  gerekirse  Sultanahmet  Camii'nin  avlusunda  yaşayan  ve  bu  camiinin  simgesi  haline  gelen  ''Mümin''  isimli  kedi  bizim  için  iyi  birer  örnek  olabilir. Bu  ve  bunun  gibi  pek çok  hayvan  bulundukları  mekana  ve  tarihe  başka bir  boyut  katmaktadırlar. Toplumun  bu  kültürü  barındırması,  İstanbul' un  hayvanlar  konusunda  ne  denli  sıcak  bir  şehir  olduğunu  göstermektedir.


     Bir  hayvan  aktivisti olan  Ferhan  Arpacık'ta  bir  söyleşisinde  dünyanın  en  güzel  ifadeli  kedilerinin  İstanbul'da  olduğunu  da  yine  turistler  sayesinde  farkettiğini  belirtiyor.


Kaynakça:  Ilgaz I. caddenin  patisi.bebekvecocuk.milliyet.com.tr 6 Şubat 2012.
                erişim  tarihi :25/03/2012


Fotoğraf :  Vasfiye  Karaoğlu/ 2010 







11 Mart 2012 Pazar

Sokakta Yaşayan Hayvanlar



  Sokakta  yaşayan   hayvanlar  konusu  sık sık  gündeme gelen  ve  birçok  toplumda  baş gösteren  bir  sorundur. Geçmişten  günümüze  bununla  ilgili  birçok  farklı  yöntem  uygulanmaktadır(kısırlaştırma, uyutma v.s). Fakat  konumuz  İstanbul  gibi  dünyanın  önde  gelene  metropollerinden  olunca  bu mesele  daha  geniş  kitleleri  alakadar  ediyor.



    Yaptığımız  araştırmalara  göre  ilk   etapta  göze  çarpan  ilk  detay  bu  hayvanların  insanlar  tarafından  bir  tehdit  unsuru olarak  görülmesidir. Özellikle  elit  kesim  olarak  adlandırılan  bölgelerde   sokakta  yaşayan  hayvanlarla  ilgili  ciddi şikayetler de  bulunulmaktadır. Konunu  öteki  yüzüne  bakılırsa  İstanbul  diğer  AB  ülkelerine  göre  sokaklardaki  hayvanlar  konusunda  biraz  daha  insancıl. * AB  yasalarında  barınak   ve  sokak  köpekleri  konusunda  kesin  hükümler  yoktur. Hayvanların  genel  olarak  refahları  önde  tutulurken  herhangi  bir  bulaşıcı  hastalıkta  öldürme  dahil  her  yola  başvurmaktadırlar.  Fakat  yine  de  daha  öncede  bahsettiğimiz  gibi  her  ülke  kendi  koşullarına  göre  özel  tedbirler  alır. 

     Öte  yandan  sokakta  yaşayan  hayvanlar  konusu  gerek  tarihimizde ,  gerekse  edebiyatımızda  var  olan  ve  üzerine  oldukça  ciddi çalışmalar yapılan  bir  konudur.



   Yukarıdaki  maddelerde  de  sıraladığımız  gibi   bu  konu  için  uzun  uzuna  tartışılabilecek  ,  araştırlması  gereken  birçok  detay  bulunmaktadır.



Kaynakça:

* www.abveteriner.org/dosyalar/ABsokak.doc   Erişim  Tarihi : 3  Mart  2012