İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

Kağıt toplayıcıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kağıt toplayıcıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2012 Cuma

ORTADOĞU VE BALKANLARIN EN HIZLI KAĞIT TOPLAYICISI SİNAN'LA RÖPORTAJ


İstanbul’daki kağıt toplayıcılarının sorunları ve yaşamlarını birinci ağızdan duymak amacıyla kağıt toplayıcısı Sinan Yenmer ile bir röportaj gerçekleştirdik.  Beş yıl önce kağıt toplamak için İstanbul’a göç eden 19 yaşındaki Sinan Yenmer ile Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nde gerçekleştirdiğimiz röportajın içeriğini aşağıda bulabilirsiniz.

P.G:Kağıt toplama işine nasıl ve ne zaman başladınız?
S.Y:Beş sene önce Van’dan İstanbul’a kağıt toplama işini yapmak için göç ettim. O gün bugündür Van’a bir daha dönmedim ve beş yıldır İstanbul’da kağıt topluyorum.

P.G:  Sizi Van’dan İstanbul’a getiren şartlar neler oldu?
S.Y: Van’da gece gündüz bir elektrikçinin yanında çalışıyordum ve haftalık 50 Lira alıyordum. Bu para geçinmemize yetmiyordu ve maddi durumumuz iyi değildi. Van’da yeni bir ev yaptırmıştık ve geçinecek paramız kalmamıştı.  Ben de İstanbul’a gidip, kağıt toplamaya karar verdim. Kazandığım paranın yarısını da aileme göndermeye başladım.

P.G:Neden başka bir şehre değil de İstanbul’a göç ettiniz?
S.Y:Bizim köyden İstanbul’a göç edip kağıt toplayan çok kişi vardı. Onların burada iyi para kazandığını duyunca ben de bu şehre gelmeye karar verdim. Burada köyden bir sürü arkadaşım ve akrabalarım var. Hem İstanbul’da diğer şehirlere göre çöpten çıkan kağıt sayısı çok daha fazla. Burada ekmek parası kazanmak daha kolay.

P.G: Eğitim durumunuz nedir?
S.Y: ilkokul beşten sonra okulu bıraktım. Baktım okumak bana göre değil ben de çalışmaya ve para kazanmaya başladım.

P.G:İstanbul’da nerede oturuyorsunuz ve  evde kaç kişi yaşıyorsunuz?
S.Y:Tarlabaşı, Babacan sokakta bulunan bir apartmanın bodrum katında 8 kişi kalıyoruz. Evimiz küçük ve karanlık ama biz halimizden memnunuz. Zaten hepimiz aynı köydeniz ve akrabayız, hepimiz de kağıt topluyoruz.

P.G:İstanbul’da ilk işe çıktığınız günü ve neler hissettiğinizi hatırlıyor musunuz?
S.Y:İlk gün köyden akrabam Veysi ile Dolapdere’de kağıda çıktık. Veysi o gün bana nasıl kağıt toplayacağımı ve yolları öğretti.  Biz kağıt toplarken sanki herkes bize bakıyormuş gibi hissettim ama daha sonra alıştım.

P.G: İstanbul’da kağıtçılık dışında başka bir yerde çalıştınız mı?
S.Y:2 yıl önce Taksim’de bir manavda çırak olarak işe başladım. Akşama işi bıraktım. O gün anladım ki ben kağıdın kokusuna alışmışım, başka bir iş yapamam.  En azından kağıt toplarken kafam rahat ve özgürüm, kimse bana karışmıyor. Nereye canım isterse oraya gidiyorum, sürekli bana emirler yağdıran kimse de yok. Ertesi gün tekrar çıktım kağıda ve bir daha da asla bırakmam.

P.G:  Günde kaç saat çalışıyorsunuz ve ne kadar para kazanıyorsunuz?
S.Y:Çalışma sürem belli olmuyor bazen 12 saat, bazen de 16 saat çalıştığım oluyor.  Gerçi arkadaşlar bana hızlı kağıt topladığımı söylüyorlar ve bana “Ortadoğu ve Balkanların En Hızlı Kağıtçısı” diyorlar. Gün sonunda  ise 40 ya da 50 TL kazanıyorum.

P.G:Kağıt toplayıcı olarak bize bir gününüzü anlatır mısınız?
S.Y:Sabah erkenden çöpe çıkıyorum. Çöpten topladıklarımı Tarlabaşı’nda bulunan depoya götürüp, satıyorum. Sonra eve gidip dinleniyorum. Akşam olunca yine çöpe çıkıyorum, geceye kadar yine çöp topluyorum. Onları da satıp eve dönüyorum ve uyuyorum. Haftanın altı gün bunları yapıyorum.

P.G:  İş dışında neler yapıyorsunuz?
S.Y:Haftada bir gün o da Pazar günleri izin kullanıyorum.  Arkadaşlarla deniz kenarına gidip denizi ve insanları seyrediyoruz.

P.G:  Toplumda kendinizi nerede görüyorsunuz?
S.Y:Toplumda kendimi aşağıda bir yerde görmüyorum ve mesleğimi seviyorum.  Diğer insanlar nasılsa ben de onlardan biriyim. Benim onlardan ne farkım var?  Zaten hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz ve hepimiz kardeşiz.

P.G: Devletten ve toplumdan herhangi bir beklentiniz var mı?
S.Y:Devlet bizim çalışmamıza izin vermiyor. Her gün sokakta belediye çalışanlarıyla kavga yapıyoruz.  Kağıt toplama işi özelleştirildiğinden beri, ekmek kazanmak bizim için daha da zorlaştı. Devlet bizim de kağıt toplamamıza izin versin yeter. Biz, devletten para, pul istemiyoruz. İnsanlardan da bir şey istemiyoruz sadece devlete karşı bizim bu isteğimizde bizim yanımızda olsunlar.
Kağıt toplayıcılara dair sorduğumuz sorulara içtenlikle cevap veren Ortadoğu ve Balklanların en hızlı kağıt toplayıcısına bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Not:
Video: 10.05.2012 tarihinde Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nde Ezgi Aksu tarafından çekilmiştir.

Fotoğraflar: 10.05.2012 tarihinde Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nde Burcu Aydoğan ve Serap Bozkurt tarafından çekilmiştir.

30 Nisan 2012 Pazartesi

KATIK'A KATIK OLMAK


Yaşamın her alanında karşılaşılan kağıt toplayıcıları, sosyal hayattan da geri kalmamak amacıyla örgütlü bir biçimde hareket etmektedir. Kağıt toplayıcıların, bir araya gelerek kurdukları Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nin ardından bir de dergi çıkardıkları bilinmektedir. “Katık” isimi verilen bu dergide siyasetten, spora kadar her türlü alanda yazılar bulmak mümkündür.  Tamamen kağıt toplayıcıların emeğiyle çıkarılan “Katık” hakkında, daha fazla bilgi edinebilmek için Dilan Hanım ile Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nde bir röportaj gerçekleştirdik.   Derginin hazırlanmasından ve çıkarılmasından sorumlu olan Dilan Hanım’a, dergiye dair sorulan tüm sorulara verdiği cevaplardan dolayı bir kez daha teşekkür ederiz.

Proje Grubu: Dergi çıkarma fikri nasıl ortaya çıktı?
Dilan Hanım:  İlk başta dergiyi çıkarmak için bir sürü nedenimizin olduğunu söylemeliyim. 2007 yılının son ayında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz dağıttığı bültende bizimle ilgili bir haber çıktı. “Kaçak çöp avcılarına geçit yok” başlıklı haberde direk olarak bizi ve derneğimizi hedef alan ibareler vardı. Yazıda, bizi ve derneğimizi “Kendi aklı ve iradesiyle hareket edemeyen balici ve tinercilerden oluşan ideolojik bir grup” olarak tanımlamışlardı. Bu olay bizim dergiyi çıkarma konusunda bizi hızlandıran bir etken oldu.  Bu olayla düşündük ki herkes bizim hakkımızda bir şeyler söylüyor ama diğer taraftan biz kendi sözümüzü söyleyemiyoruz.  Kendi sözümüzü söylemeyi istememiz dergiyi çıkarmamızın birinci nedenidir. Dergiyi çıkarmak için bir diğer nedenimiz ise; derginin örgütlenme çabamıza ve kamuoyunda görünürlük yaratma çabamıza katkısı olabileceğini düşündük. Üçüncü nedenimize gelince şu cümleye yürekten inanıyorum ki işçiler ve patronlar arasındaki mücadele asıl olarak işçilerin entelektüel faaliyetleriyle kazanılır. Türkiye’de bazı alanlar dokunulmazdır ve elitlerin alanıdır. Mesela sanat, siyaset, edebiyat gibi. Bu algıyı kırmak için bugüne kadar eline kağıt kalem almamış olan arkadaşlarımızı yazmaya zorlayarak, entelektüel faaliyetlere girmelerini istedik.  Sonuç olarak bu gibi nedenlerin tüm birleşimiyle 2007 yılında ilk sayımızı çıkardık ve merkezimizi İstanbul yaptık. Şu anda 9. Sayıya ulaşmış durumdayız.

P.G: Derginin ismi neden“Katık” ?
D.H: Çöpten kağıt toplayan tüm arkadaşlarımızın kendileri yalnız ve çaresiz hissetmemeleri için ve dergiyi hayatlarına katık yapmalarını istediğimiz için bu isimde karar kıldık.

P.G: Katık’ın içeriği nasıl oluşturuluyor?
D.H:  Dergi tamamen kağıt toplayıcı arkadaşlarımızın emeğiyle çıkarılıyor ve sabit bir yazar kadrosu yok. Dergi için yazı toplama konusunda görevli arkadaşlarımız var. Arkadaşlarımız, görevli oldukları mahallere giderek, dergi için yazılmış olan yazıları topluyor ve derneğimize getiriyor. En son noktada bu yazılar dernekte bir havuzda birikiyor ve bir dergi haline getiriliyor. Kağıt toplacıları arasında internet kullanımı yaygın olmadığından, bize gelen yazıların çoğu elle yazılmış oluyor. Bu yazıları okumak çok keyifli bizim için. Dergide her türlü konu hakkında yazılar, şiirler ve öyküler yer alabiliyor. Bu yazılar vasıtasıyla toplayıcı arkadaşlarımızın iç dünyasının kelimelere nasıl döküldüğünü görebiliyoruz.

P.G: Dergi ne kadar sürede bir çıkıyor ve sponsoru var mı?
D.H:Dergimizin bir sponsoru yok, tamamen gönüllü arkadaşlarımızın bağışlarıyla dergimizi çıkarıyoruz. Bu nedenle belirli bir dergi çıkarma periyodumuz yok, ne zaman paramız birikirse o zaman yeni sayımızı çıkarıyoruz.

P.G: Dergi İstanbul’da hangi kesim tarafından okunuyor?
D.H: İstanbul için konuşursak ilk sayıyı çıkarmamızla beraber dergiye beklediğimizin de üzerinde bir ilginin olduğunu gördük. En başta İstanbul’daki kağıt toplayan arkadaşlarımız tarafından okunulan dergi, buradaki akademik dünyadan da büyük ilgi gördüğünü ve okunduğunu söyleyebilirim.

P.G: Dergini tirajı nedir? İstanbul’da ne kadar satmaktadır?
D.H: Dergi; İstanbul başta olmak üzere, Ankara, Adana ve Diyarbakır’da da satılmaktadır.  Tüm bu şehirlerde İlk beş sayımızın iki binin üzerinde sattığını söyleyebilirim.  Son sayımız olan 9. sayı ise beş binin üzerinde bir rakama ulaşmış durumdadır. Diğer şehirlere oranla derginin neredeyse tamamı İstanbul’da satılmaktadır.

P:G:Derginin İstanbul’da satışının diğer illere oranla daha fazla olmasının sebebi nedir?
D.H: Türkiye’de kağıt toplama işi yapan insanların sayısının en fazla olduğu il İstanbul’dur. Buradaki kağıt toplayıcıların büyük bir kısmı dergiyi satın almaktadır. Onun dışında ise İstanbul’daki okullar, gruplar ve bizden haberdar olan ilgili kişiler dergiye büyük talep göstermektedir. Ankara ve Adana’da ise bu denli bir ilginin olduğunu şimdilik söyleyemiyorum.

P:G Dergi, İstanbul’da nerelerden temin edilebilir?
D.H:İlk beş sayımız Beyoğlu ve Kadıköy’deki kitapçılarda satılmaktaydı. Daha sonra şöyle bir karara vardık bizimle yüz yüze ve birincil ilişki içinde olmayan kişi ve grupların dergimizi okumasının bir anlamı yok. Dergi, derneğimizin üyeleri tarafından yoğunluklu olarak Beyoğlu ve Kadıköy caddelerinde elden dağıtılmaktadır. Bu konuda tirajla ilgili bir kaygımızın olmadığını da söylemek istiyorum. Kağıt toplayıcıların iç dünyasını görmek isteyen her bireyin dergimizi okumasını tavsiye ediyoruz. Bunun için ise İstiklal Caddesi’nde yer alan derneğimizi ziyaret etmeleri ya da kağıt toplayan arkadaşlarımızdan dergiyi istemeleri yeterli olacaktır.


 Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nde Dilan Hanım ile “Katık” üzerine gerçekleştirdiğimiz sohbet sırasında, dernek üyesi olan kağıt toplayıcısı Murat Bey ile de tanışma fırsatı yakaladık. Katık dergisini elden dağıtmada da görevli olan Murat Bey’i çalışırken videoya kaydetme imkanı da yakaladık.
Not: Murat Bey’in çalışırken yer aldığı video; 26.04.2012 tarihinde saat 18:00’da Ezgi Aksu tarafından Taksim’de çekilmiştir.
Not: Yazıda kullanılan fotoğraflar 26.04.2012 tarihinde saat 16.30 sıralarında Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nde grup üyeleri( Ezgi Aksu, Burcu Aydoğan, Serap Bozkurt) tarafından çekilmiştir.

22 Nisan 2012 Pazar

GERİ DÖNÜŞÜM İŞÇİLERİ DERNEĞİ BAŞKANI ALİ MENDİLLİOĞLU İLE RÖPORTAJ

İstanbul’da  yaşayan  kağıt  toplayıcıların  yaşamlarını ve  sorunlarını  daha  iyi anlayabilmek  ve  onlar hakkında  daha  gerçekçi  bilgilere  ulaşmak  amacıyla, Geri Dönüşüm  İşçileri  Derneği  başkanı  Ali Mendillioğlu  ile  bir  röportaj  gerçekleştirdik. İstanbul’daki  kağıt  toplayıcılara  dair  sorduğumuz soruları  ve  Mendillioğlu tarafından verilen  cevapları röportajın  içeriğinde  bulabilir ve Mendillioğlu'nun kendisini tanıttığı kısa videoyu izleyebilirsiniz.


Proje Grubu: Dernek  kurma  fikri  nasıl  ortaya  çıktı ve  derneğin  kuruluş  amacı  nedir? 
Ali Mendillioğlu:  Belediyeler  2004  yılında  atık toplama işini lisanslı şirketlere vermeye başladı  ve böylece  çöp alanında özelleştirmeye gidildi. Çöp alanında  özelleştirmenin
başlamasıyla biz  kağıt   toplayıcıların  sorunları da  artmaya  başladı. İstanbul  başta  olmak üzere şehirlerdeki  belediyeler  arabalarımızı toplamaya,  depolarımızı  yakmaya ve
arkadaşlarımızı  darp  etmeye  başladı. Biz  de  bu  sorunlara  karşı  duruş  geliştirebilmek
ve örgütsel  olarak  hareket  edebilmek  amacıyla derneği  kurmaya  karar  verdik.

P.G: Geri  Dönüşüm  İşçileri  Derneği’nin  İstanbul  dışında  da  şubeleri  mevcut  mu? 
A.M:  Merkezi  İstanbul  olan  Geri  Dönüşüm  İşçileri  Derneği’nin  Ankara,  Adana  ve Antalya’da  da şubeleri  mevcuttur.

P.G: Derneğin  üye  sayısı  kaçtır? 
A.M: Son  bilgilere  göre  Antalya’da  178 kişi,  Ankara’da  600  kişi  ve  Adana’da  da  300 kişi derneğimize  üyedir.  İstanbul’daki  şubemizde  ise  40  üyemiz  bulunmaktadır.  

P.G:İstanbul’daki  üye  sayısının  diğer  şehirlere  göre  daha  az  olmasının  sebebi  nedir?
A.M: İstanbul  gibi  büyük  bir  şehrin  her  bölgesinde  faaliyet  gösterecek  ve  şube
açacak maddi  durumumuz  ve  gücümüz  ne  yazık  ki yok.  Şimdilik  sadece  Tarlabaşı bölgesinde faaliyet  göstermekteyiz  ve  bu  bölgede  kağıt  toplayanları  üye
yapmaktayız.  Ancak yakında  İstanbul’un  farklı  noktalarında da  şubeler  açıp,  üye
sayımızı  çoğaltmayı amaçlıyoruz.

P.G: Derneğin  faaliyetleri  nelerdir?
A.M: Lisanslı  şirketler  ve  belediyelerle  yaşanılan problemlere  karşı örgütlü hareket edilmesi için uğraşıyoruz ve bu konuda arkadaşlarımıza hukuki
destek sağlıyoruz. Bunun dışında da dönem  dönem kağıt  toplayıcılara  yardım  faaliyetleri  düzenliyoruz. Dernek olarak  Cevatpaşa  bölgesinde   iki kere ücretsiz  giysi  pazarı  kurduk.  Mağazalardan topladığımız  giysileri, bu  pazarda  ücretsiz  olarak ihtiyacı  olan  kağıtçı arkadaşlarımıza  dağıttık. Yine Tarlaşabaşı’nda  bir  aş  evi  kurduk. Haftada  bir  kez kağıt toplayıcı  arkadaşlarımıza  buradan  yemek dağıtıyoruz.

P.G: Derneğin sponsoru var mı? Faaliyetlerin maddi boyutu kim/kimler tarafından sağlanıyor? 
A.M:Hayır, derneğimizin bir sponsoru yok. Sadece dernek üyelerinin bağışlarıyla
faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

P.G: Derneğin, üniversiteler ile ortak çalışmaları oluyor mu?  Bunlar Nelerdir? 
A.M: Evet zaman zaman oluyor. Bazen, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde sempozyumlara katılıyoruz. Bunun dışında bu alanda araştırma yapan akademisyenlere ve
sizin gibi öğrencilere dernek olarak gereken yardımı sağlamaya çalışıyoruz.

P.G:Dernek, Avrupa Birliği fonlarından yararlanıyor mu? 
A.M:Bizim bu konuyla ilgili ortak bir ilke kararımız var. Hiçbir şekilde Avrupa Birliği
fonlarından yararlanmıyoruz.

P.G:Bu  kararınızın sebebini  öğrenebilir miyiz? 
A.M: Avrupa  Birliği ve fon gibi durumlar bizim örgütsel mücadelemizle örtüşmüyor. Biz kendi ayaklarımızın üzerinde durmaya çalışan bir derneğiz.

P.G:İstanbul’da kağıt toplama işini kimler yapıyor?
A.M:Göç meselesi bu konuda çok belirleyici bir faktör olmuştur. Şu
an Bingöl, Urfa- Siverek ve Van bölgelerinden gelenler İstanbul’da kağıt toplamada önemli bir yekun tutmaktadır.  Bunun dışında Romanlar, evsizler, sokak çocukları ve adli yükümlüler İstanbul’da kağıt toplama işini yapmaktadır.

P.G: İstanbul’da kağıt toplayıcıların sayısı nedir? 
A.M: Bu rakamı net olarak bilmek mümkün değil. Sadece Maltepe
bölgesinde 6 bin kağıt toplayıcısı olduğunu düşünürsek, İstanbul genelinde yüz binin üzerinde kağıt toplayıcısı olduğunu
söyleyebiliriz.

P.G: Diğer şehirlerle karşılaştırıldığında İstanbul’da kağıt toplayıcısı olmak avantaj mıdır/ dezavantaj mıdır?
A.M:Bu durum bölgeden bölgeye değişmektedir. Alışveriş ve eğlence merkezlerinin çok olduğu Taksim, Levent, Maslak, Cihangir gibi  bölgelerde  çalışmak  diğer şehirlerde çalışmaktan avantajlıdır çünkü bu bölgelerden çok atık çıkar ve kağıtçılar buralardan iyi para kazanır. Ancak  Fatih’te  çalışıyorsan  çok da avantaj değildir. Kısacası semte göre
avantaj ya da dezavantaj durumu değişmektedir.

P.G: Peki, Her  kağıt toplayıcısı istediği bölgeye gidip çalışabilir mi? 
A.M: Herkes  istediği yerde kağıt toplayabilir. Ancak kağıt toplayıcılar, yaşadığı semtin ve
kağıdı sattığı deponun etrafında çalışırlar. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi taşıdıkları
arabayla çok uzağa gidemezler. 

P.G:İstanbul’da bir kağıt toplayıcısının günü nasıl geçmektedir ve gün sonunda ne kadar para kazanmaktadır? 
A.M:  İstanbul’da kağıt toplayıcısı sabahın ilk ışıklarında kalkar ve işe çıkar, gece yarısına kadar çalışır. Neredeyse günde 14- 15 saat çalışır ve 200- 250 kilo atık toplar.
Topladıklarını depoya götürür, tarttırır ve parasını alır. Gün sonunda ise yaklaşık 35- 40 TL gibi bir miktar  eline geçer.

P.G:İstanbul’da yaşayan insanların kağıt toplayıcılara bakışı hakkında neler düşünüyorsunuz?
A.M:İstanbul’da yaşayan insanların bir kısmı kağıt toplayıcılarını potansiyel suçlu olarak görüyor ve kağıt toplayıcılarından korkuyor.  Ne yazık ki bu durum hâlâ aşılamamış bir gerçek.

P.G: Peki şimdiye kadar kağıt toplayıcılarına dair çekilen belgeseller hakkında neler düşünüyorsunuz? (Kağıtçı ve Çöpte Dostoyevski Buldum) 
A.M:Teknik ve  görsellik açısından  belgeselleri  iyi ya da  kötü  olarak  değerlendiremem
ancak  meseleyi  anlatma  açısından Kağıtçı belgeselini iyi buluyorum. Çöpte Dostoyevski Buldum’a  gelince  içerik  olarak  problemli  olduğunu  düşünüyorum. Kağıt toplama işinden,
sahafçılığa uzanan bir yaşam öyküsünü anlatan belgeselde, kişisel başarı hikayesinin öne
çıkarılmasıyla  sorunun kendisinden ve gerçeklikten  uzaklaşıldığını  düşünüyorum. İnsanlara
bakın  çöpten böyle bir adam çıktı demenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle
Kağıtçı  belgeselini  konu bakımından daha açıklayıcı buluyorum.

P.G:Kağıt toplayıcıların sorunlarına çözüm  bulmak adına  toplumdan  ve  devletten beklentileriniz  nelerdir? 
A.M: Öncelikle  insanlar, toplumda  bizim de var  olduğumuzu  ve  emeğimizle  para         kazandığımızın  farkına  varsın  yeter. Devletten  ise  sigorta,  hak, depo ya da maaş  gibi beklentimiz  yok.  Biz,  bizi  ortaya çıkaran şartlar yok edilmesini  istiyoruz. Böylece kimse  çöpe de çıkmak zorunda  kalmayacaktır.

İstiklal Caddesi’nde yer  alan Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nde gerçekleştirdiğimiz röportajda, sorulara içtenlikle cevap veren dernek başkanı Ali Mendillioğlu’na teşekkür ederiz.

Not: Video ve fotoğraflar 19.04.2012 tarihinde Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nde grup üyeleri Ezgi Aksu, Burcu Aydoğan ve Serap Bozkurt tarafından çekilmiştir.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Kağıtçı


   2010  yılında  yönetmen  Neriman  Eldem  tarafından çekilmiş  olan  “Kağıtçı”  belgeseli  25 Mart  2012   tarihinde  2.Yılmaz  Güney  Film  Festivali kapsamında, Beyoğlu  Yeşilçam Sineması’nda gösterime  girdi. Belgeseli  izlemek  adına  gösterim tarihinde, tamamen dolu olan  salonda  yerimizi aldık. İstanbul’da  katı atıkları  toplayarak geçimlerini sağlayan  geri dönüşüm işçilerinin yaşamlarını  anlatan belgesel bittiğinde, izleyicilerin büyük beğenisini kazanmıştır.

   İstanbul’daki  kağıt  toplayıcılarının  sorunlarını ve  bu  işi  yaparken  yaşadığı  zorlukları anlatan  “Kağıtçı”  belgeseli  genç,  yaşlı,  evli  ve  bekar  olmak  üzere  pek  çok  kişi  ile yapılan  röportajlardan  oluşmaktadır. Belgeseldeki  açıklamalara göre  kağıt  toplayıcılarının sorunlarının  en başında  devlet  gelmektedir. Devletin  zabıtalar  aracılılığıyla kağıt toplayıcılarının  çalışmalarına  izin  vermediğinden  bahsedilmektedir.  Bunun  nedenini  ise; devletin  ihaleyle  katı  atık  toplama  işini  lisanslı  şirketlere  verdiğini  belirtiyorlar. İhale  ile büyük  şirketlere  atık  toplama  izni  veren  devlet,  şirket  çalışanları  dışında  atık  toplayan kişilerin  bu  alanda  çalışmasına  izin  vermemektedir.  Durum  böyle  olunca  zabıtaların, kağıt  toplayan  bu  insanlara  engel  olmak  adına  arabalarını  bağladıklarını  söylüyorlar. “Zabıta  bu  işi  yapma  ne  yaparsan  yap,  bana  ne  diyor.  Ne  yapayım  hırsızlık  mı yapayım?”  diye  soran  bir  katı  atık  işçisi  belgeselde  yerini alıyor.  Belgeselde  yer  alan 50- 55  yaşlarında  bir  kadın  ise; “Kağıt  topluyoruz  diye  insanlar  bizi  hor  görüyor,  devlet bizi  yok  sayıyor.  Bizi  ayıran  devlet,  çocuğumu  askere de  almasın o  zaman”  diyerek devlet  ve  toplum  tarafından  dışlandıklarını  anlatmaya  çalışıyor.
    
   “Kağıtçı”  belgeselinin en  vurucu  görüntüsünü  ise; kamyonette  yaşayan  bir  Roman  aile oluşturuyor. Anne,  baba  ve  üç  küçük  çocuktan  oluşan  ve  göç ile  İstanbul’a  gelen  bu aile  yaşamlarını  kağıt toplayarak  sürdürmeye  çalışıyor.  Gündüzleri kamyoneti topladıkları  kağıtları  biriktirmek  için kullanan  aile,  kağıtları  depoya  verdikten  sonra kamyoneti  ev  olarak  kullanıyor. Aile  “ Çöp  şu  an evin  salonunda.  Salonumuz  önce  çöp doluyor,  sonra boşalıyor.”  diyerek  yaşadıkları  durumu  anlatıyor.  Kamyonetin  üstünü  evin  salonu  olarak  nitelendiren aile,  daha  sonra  yaptıkları  bu  açıklamalara gülüyor.

  Belgeselin  içeriğinde  Kağıt  İşçileri  Derneği
Başkanı  Ali  Mendillioğlu’nun da  konuşmalarına  yer verilmiştir. Mendillioğlu;  çingenelerin, evsizlerin, sokak çocuklarının, zorun  iç  göç  ile  İstanbul’a  gelen Kürtlerin  ve  adli  yükümlülerin  İstanbul’da  kağıt toplayan  çoğunluğu  oluşturduğunu  belirtiyor. Ve İstanbul’da  kağıt  toplayıcılığın  1990 yılından  sonra başladığını  ve  yayıldığını  açıklayarak  sözlerine devam  ediyor. Yukarıda belirtilen  kesimlerin  dışında ek  iş  olarak  geceleri  çöpe  çıkan  insanların  olduğunu  da vurgulayan  Mendillioğlu  “İstanbul’da gece  çöpe  çıkan  çok  sayıda  tanıdığımız  memur var”  diyerek  durumu  netleştirmeye  çalışıyor. Türkiye’de  kağıt  toplayıcılarının yarısının İstanbul’da bulunduğunu  söyleyen  Mendillioğlu,  net  bir  rakamın verilemeyeceğini de sözlerine ekliyor. İstanbul’da günlük  yaklaşık  olarak  on  bin  ton  çöpün toplandığını açıklayan  Mendillioğlu,  kağıt  toplayıcıların  çöpte birçok  hastalıkla  ve  kazayla  karşı karşıya  geldiğini vurguluyor.  Hemen  hemen  her  toplayıcının  çöpten  enfeksiyon kaptığını  ya  da kırık camlar  yüzünden  ellerini kestiğini belirtiyor. Bunun  dışında  ise katı atık  toplayan insanların  en  çok  eklem  hastalıklarına  ve romatizmal  hastalıklara yakalandığını  da söyleyerek, günde  onlarca  kilo yükü  taşıyan  bu  insanların durumunu bir kez  daha açıklığa  kavuşturuyor.

     Son  olarak  belgesel;  çeşitli  doğu  illerinden  göç  ederek  İstanbul’a  kağıt  toplamaya gelen gençlerin  yaşadığı  bir  eve  konuk  oluyor. On  beş  gencin  bir  arada  yaşadığı  bu evde, gençlerin hepsi  kağıt  topluyor. Bu  evde  yaşayan  bir  genç  ise  “ Sabah  5:30’dan 9 :30’a kadar  çalışıyorum,  sonra  eve  gelip  kahvaltı  yapıyorum,  yine  işe  çıkıyorum. Öğle yemeği  için  eve  gelip, tekrar  çıkıyorum ve  saat  10:30’da  işimi  bitiriyorum” cümlelerini söyleyerek  günlük  yaşamlarının  nasıl  geçtiğini  anlatıyor. Her  gün  farklı semte  gittikleri söyleyen  gençler,  günde  15  ile  20  Tl  arasında  bir  para  kazandıklarını da  belirtiyorlar.
    
   30  dakika  süren  “Kağıtçı”  belgeseli,  Kağıt  toplayıcıları  Derneği  Başkanı  Ali Mendillioğlu’nun  şu  çarpıcı  sözleriyle  son  buluyor.  “Koşulları  iyileştirin  demiyoruz, bizi  var  eden  koşulları  ortadan  kaldırın  yeter.”

  Sonuç  olarak;  Neriman  Eldem  tarafından  çekilmiş  olan  “Kağıtçı”  belgeseli  İstanbul’da yaşayan  ve  geçimini  kağıt  toplayarak  sağlayan  kişilerin  yaşamlarını,  tüm gerçekliğiyle izleyiciye  sunmuştur.

Yönetmen  Hakkında  Bilgi:
1967  doğumlu  olan  Neriman  Eldem,  2010  yılında   İstanbul  Kültür  Üniversitesi  Radyo TV  Yayıncılığı  Ön  lisans  bölümünü  birincilikle bitirmiştir. Aynı  yıl  çektiği  “Kağıtçı” belgeseli ise  Eldem’in  ilk  film  çalışmasıdır. Eldem,  “Kağıtçı”  belgeseliyle  Early  Bird (Bulgaria) Juri  Özel  Ödülü (2010),  Çevre  Filmleri  Festivali  3. Ödülü (2011)  ve İşçi Filmleri  Festivali  Gösterim  (2011)  ödüllerini  almıştır.
Yukarıdaki  bilgiler  “Kağıtçı- Belgesel Film”  facebook  sayfasından  alınan  bilgilere  göre hazırlanmıştır.

Not:  Neriman  Eldem’le  iletişim kurup, belgeselin  Dvd’sini  kendisinden  temin  ettik. Dvd’nin  fotoğrafları  15/04/2012  tarihinde Burcu  Aydoğan  tarafından  çekilmiştir.

Kaynakça:
Eldem, N. (Yönetmen). (2010). Kağıtçı [Film]. İstanbul:


29 Mart 2012 Perşembe

Katık


        Kağıt  toplayıcıları, bir  araya  gelip kurdukları  Geri  Dönüşümcüler  Derneği’nin ardından  seslerini daha  net  duyurabilmek adına  dergi  çıkarıyorlar. 2007  yılı  Şubat ayından  itibaren  çıkarmaya başladıkları dergi  bugün  9.  sayısına  ulaşmış  durumda. “Katık”  ismini  verdikleri  bu  dergide kağıt toplayıcıları  yaşamlarına  dair  tüm gerçeklikleri  paylaşıyorlar.  “Kapitalizmi tarihin  çöplüğüne atmayın,  beş  para etmiyor”  sloganıyla  yayımlanan  derginin tüm  görselleri  ve  yazıları  kağıt toplayıcıları  tarafından  kaleme  alınıyor. 14.02.2011  tarihinde  Milliyet  Gazetesi’nde,  Geri Dönüşüm  İşçileri  Derneği  Başkanı  ve  Katık  Dergisi’nin  Genel  Yayın  Yönetmeni  Ali  Mendillioğlu, çıkardıkları derginin  sponsoru  olmadığını, reklam  almadığını, tamamen  kendi  imkanlarıyla çıkardıklarını vurgularken, buna  rağmen  derginin  beş  bin  tirajı  olduğunu  açıklıyor.
      
      Kağıt  toplayıcılarının  hislerinin, düşüncelerinin  ve  sorunlarının  ele  alındığı  “Katık”  dergisinde güncel  konulara  dair  yazılar  görmekte  mümkün. Temmuz  2009’da  çıkan  Katık’ın  8.  Sayısında atık  kağıt  işçisi  Recep , “Teğet mi  Geçti  Kalpten mi  Geçti”  başlıklı  yazısında  Türkiye’nin gündemine  oturan  Başbakan’ın  “Kriz  bizi  teğet  geçti”  açıklamasına  göndermede  bulunmuştur. Gündeme  dair  düşüncelerini  dergileri  aracılığıyla  açıklama  fırsatı  bulan  kağıt  toplayıcılar, kendilerinin de  bu  ülkede  söz  sahibi  olduklarını  yine  dergileri  aracılığıyla  hatırlatıyorlar. Katık’ın 8. Sayısında  “Bir  Katık  Dağıtımcısının  Deneyimleri  ve  Düşünceleri”  başlıklı  yazısında  Cuma  Yılmaz        derginin  çıkış  amacını  “Yaşadıklarımızı  ve  sorunlarımızı  herkese  karşı  duyurmak  için  bir  yayın çıkarmaya  karar  verdik.  Katık  ile  sesimizi  duyurdukça  insanlar  gerçektende  bizim  görülemeyecek  kadar  küçük  insanlar  olmadığımızın  farkına  vardı.”  Sözleriyle  açıklıyor.
     
      Kağıt  toplayıcılarının  seslerini  daha  net  duyabilmeyi  istiyorsak,  tamamen  kendi imkanlarıyla çıkardıkları  “Katık”  dergisini  alıp,  okuyabiliriz.  Böylece  insanların  kalplerine  ulaşmak  adına çıkardıkları  dergi  amacına  ulaşmış  olur.  Dergiyi  satın  almak için  Beyoğlu  ve  Kadıköy’deki kitapçılara  sorabilir,  internetten  http://www.scribd.com/doc/60854922/Kat%C4%B1k-Geri-Donu%C5%9Fum-%C4%B0%C5%9Fcileri-Gazetesi-Say%C4%B1-9   linki  aracılığıyla  ulaşabiliriz.
    
   Eylül  2008’de  derginin  6.  Sayısında  Nevzat Usta’nın  “Yabancılaşmaya Dair”  köşesinde  yer  alan şiir,  kağıt  toplayıcısının  gözünden  aşkı  nasıl  anlatıyor  görelim.

Gezdiğim  her  yolda
Çıktığım  her  yokuşta
Ve  açtığım  her  poşette  sen  varsın
Sen  pet  kadar  masum
Plastik  kadar  mütevazı
Naylon  kadar  sempatiksin
Sen  alüminyum  kadar  değerli
Bakır  cinsinde  bulunmayansın

Sana  olan  sevgim
Bir  kağıtçının  sokakta
Gördüğü  bir  plastiğe  yaklaşması
Gördüğü  bir  antikayı  alması  gibidir.
Sana  olan  sevgim
Bir  kağıtçının  yokuşlarda
Akıttığı  ter  kadar  kutsaldır.

Not: Bu fotoğraf 17/03/2012 tarihinde saat 14:12’de Mecidiyeköy Semtinde  Serap Bozkurt tarafından çekilmiştir.

Kaynaklar :
  • Özdoğan, M.(2010). Çöp toplayıcıları dernek kurdu, çıkardıkları dergi 5 bin satıyor. Milliyet. (25.03.2012).

  • Recep, (2009). Teğet mi Geçti Kalpten mi Geçti. Katık. (8). Syf. 7.
  • Yılmaz, C. (2009). Bir Katık Dağıtımcısının Deneyimleri ve Düşünceleri. Katık.(8). Syf 20-21.
  • Usta, N. (2008). Yabancılaşmaya Dair. Katık. (6). Syf 26.


11 Mart 2012 Pazar

İstanbul’un Görünmez Çalışanları Kağıt Toplayıcılar

Sizler yorucu bir günün sonuna gelip, başınızı yastığınıza koyduğunuzda kağıt toplayıcıları için yeni bir mesai başlangıcı. Şöyle bir sağınıza, solunuza, bir çöp konteynırının yanına, bir marketin çıkış kapısına bakıp fark edeceksiniz bu görünmez çalışanları.
  
Toplumda kağıt toplayıcılarıyla ilgili biraz araştırma yaptıktan, çıkan haberlere baktıktan sonra kağıt toplayıcılarının toplumda “ötekileştirildiklerini” anlamak hiç de zor gelmiyor. Onlardan “çalışan” olarak bile bahsedilmiyor. Üzerlerinde etiket gibi yapışan “hırsız, tinerci, evsiz, pis” gibi olumsuz algıların ağırlığı altında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Kağıt toplayıcılar, kendilerinin de bir hayatlarının, çocuklarının, sevgililerinin olduğunu her şeyden önce insan oldukları gerçeğinin altını çizilmesini istiyorlar. Gündem gazetesinde yer verildiği gibi kağıt toplayıcılarının sorunlarına dikkat çekmek için oluşturulan “Gölge-Görünmeyen Emek ve Arayışlar” isimli panele konuşmacı olarak katılan kağıt toplayıcısı Can Baba’ya göre,  kağıt toplayıcılarının istedikleri tek şey, toplumda işlerini yapan çalışan bir birey olarak görülmek ve toplum tarafından dışlanmamaktır. Ayrıca devletten istedikleri ise, topladıklarını hemen ayrıştırabilecekleri temiz bir depoya sahip olmak ve sigortalı bir çalışan olmaktır.

Toplumun bir çoğu tarafından fark edilmiyor olsa bile kağıt toplayıcıları, bizim için çok önemli olan geri dönüşümcülüğün ilk basamaklarını sağlayanlar. Onlar sayesinde nitelikli katı atıklardan verimli kaynaklar elde edilebiliyor ve toplanan kağıtlar tekrar tekrar kullanılabiliyor. Tüm canlılar için büyük önem taşıyan bir görevi herkes için yerine getiriyorlar. Onlara yalnızca kağıt toplayıcıları demek de doğru değil çünkü Katı Atık Derneği Başkanı Ali Mendillioğlu, Birgün gazetesine verdiği röportajında, 8 yıllık kağıt toplayıcısı olarak, kağıt toplayıcılarının yalnızca kağıtları değil geri dönüşümle kazanılabilmesi mümkün olan her şeyi toplamaya çalıştıklarını belirtmiştir. Her ne kadar bu işi para kazanmak için yapıyor olsalar bile kağıt toplayıcılar kağıt dışında plastik, metal, cam, krom, çinko, alüminyum, hurda gibi her türlü maddeyi toplayıp, geri dönüştürülmesine yardım etmektedirler.
  
Kağıt toplayıcılarının yaşamlarına bakıldığında anlaşılıyor ki onlarda sosyal toplumun birer parçası çünkü onların da birlikleri “geri dönüşümcüler birliği” ve dernekleri var. Hatta bir araya gelip kendi çabalarıyla oluşturdukları “katık” isimli bir dergileri bile var. “Kapitalizmi tarihin çöplüğüne atmayın, beş para etmiyor!” sloganıyla 8. sayıya ulaşan “Katık “dergisi onlar için çok önemli çünkü onlar bu dergiyi kendilerini en güzel ifade edebildikleri nokta olarak görüyorlar. İçinde kağıt toplayıcılarının yaşamlarına dair kesitler barındıran bu dergide, kendi kalemlerinden dökülen tüm gerçek hikayeleri bulmanız mümkün.

Not:  Bu fotoğraf 02/03/2012 tarihinde saat 03:00’da Kurtuluş Semtinde Ezgi Aksu tarafından çekilmiştir.

Kaynaklar

-Admin. Geri Dönüşümün Görünmeyen Yüzü. ( 14 Ekim 2008 )  5 Mart 2012.
-Mercan, Meltem.  Onlar Kağıt İşçileri… Onlar Yaşamak İçin Çöple Boğuşuyorlar. ( 5 Ocak 2010) 3Mart 2012
-Özgür Gündem. Kağıt Toplayıcıları Toplum Dışına İtildi. ( 26 Eylül 2011) 3 Mart 2012