İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

Martılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2012 Pazar

Dostel Veteriner Kliniğin de İstanbul Martıları

Fotoğrafın Sol tarafında ki veteriner hekim İ.Etem Güner  - Sağ tarafında ki yardımcı hekim.
İstanbul’un martılarını araştırmaya, sorup, soruşturmaya devam ediyoruz… Haliyle daha fazla ve farklı bilgiye nasıl ulaşabiliriz diye beyin fırtınası yaparken martıları bir de veteriner hekimlerine sormayı düşündük… Onlara martıların türlerini, özelliklerini, yaralı martıların ne sebeplerden dolayı getirildiklerini ve bu konu ile vatandaşların duyarlılıklarını, martıların yoğun oldukları bölgeleri gibi soracağımız soruları hazırladık.


Röportaj için gittiğimiz klinik, Fatih bölgesinin en eski kliniklerinden birisi olan “Dostel Veteriner Kliniği”. Klinik evcil hayvanların teşhis, tedavi ve cerrahi müdahalelerinin yapıldığı, her türlü bakım ve beslenme ürünlerinin bulunduğu bir klinik.

Sorularımızı 1979 da İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun olan veteriner hekim İbrahim Etem Güner’e sorduk.


   Ø   İstanbul için bir simge tanımlamanızı istersek, bu sizin için ne olur?

Kız kulesi, Boğaz, Dolmabahçe, İstanbul da ki güvercinler, kuşlar, martılar, kediler, köpekler…

  Ø   Martılar hakkında sahip olduğunuz bilgileri paylaşabilir misiniz?

Türlerini özelliklerini içeren piyasa da birçok kitap var. Hatta veteriner fakültesinden de ulaşılabilir. İki üç çeşit olduklarını hatırlıyorum, iri orta ve renklerine göre türleri mevcut ama şuan tam olarak hatırlayamıyorum.

  Ø  Yaralı martı getiren vatandaşlar oluyor mu?

Yaralı martı getiren çok sayı da vatandaş oluyor. Daha çok kanatları kırık ve enfeksiyon hastalıkları nedeniyle getiriliyor. Bir de gıda zehirlenmeleri olarak martılar geliyor. Burada her türlü tedavilerini yapıyoruz.

  Ø   Martılarla ilgili olan proje duydunuz mu?

Özellikle martılarla ilgilenenleri, çok sevenleri, fotoğraflarını çekenleri biliyorum fakat martı derneği ya da proje vs. gibi bir şey duymadım o konu hakkında bir bilgim yok.
Bizim İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde yaban kuşlarıyla ilgili çalışan bir bölümümüz var. Çok zorda kaldığımız da sıkıştığımız zaman onların yardımlarını istiyoruz.

  Ø  Martılar için rehabilitasyon merkezi olduğunu biliyor musunuz?

         Sadece martı olarak yok fakat kuşlara özgü var. Hayvan barınaklarında kısmen yaralı martılar için veteriner hekimler buralarda onlara yardımcı oluyorlar.

  Ø  Martılarıyla ünlü herhangi bir yer biliyor musunuz?

Bütün ülkeler de bütün şehirler de insan çöpünün olduğu her yer de martı vardır. Deniz kenarı yerleşim merkezlerinde daha yoğunlar tabi.

  Ø  Martılar İstanbul da nerelerde daha yoğun olarak mevcutlar?

Deniz kenarları, Eminönü, Karaköy, boğaz ve halkalı. Bir de adalar olabilir ama oralar da daha çok yuvalanmaya uygun olduğu için.

^Röportajın neticesinde ise, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesinde yaban kuşlarıyla ilgili çalışan bölümden, ilerleyen haftalar için raporumuza faydası olabileceğini düşündüğümüz hoca ile irtibata geçebiliriz. Sayın İ.Etem martılar hakkında o bölümün hocasının daha çok bilgiye sahip olduğunu dile getirdi.^ 

Yardımlarından dolayı veteriner İ. Etem Güner’e bir kez daha teşekkür ediyoruz…




Fatih de Malta Çarşısında ki balıkçıların misafirleri olan martılar dan biri...

EMİNÖNÜ SAHİL...


Klinikten sonra Malta çarşısına geçerken gördüğümüz hasta kedi.. 


Dostel Veteriner Kliniği Blog Sayfası

Dostel Veteriner Kliniği Facebook Sayfası


29 Nisan 2012 Pazar

BALIKÇI DOSTU MARTILAR




Bu hafta projemiz için sahaya indik. İndik derken kısaca şöyle anlatalım; önce röportaj sorularımızı hazırladık, nereye gideceğimizi belirledik, ekipmanları topladık... Daha gitmeden “acaba nasıl olur, istediğimiz verileri alabilir miyiz?” diye sorup düşünsek de, röportajlar umduğumuzdan daha iyi oldu.

Gelelim neler yaptığımıza. Biz martılarla ilgili hazırladığımız sorularımızı, Kumkapı da ki balıkçılara sorduk. Sorularımızı beğenen balıkçılar da oldu, “ne zaman balıkla ilgili soru sorucan kızım”  diye bizi çokça güldüren balıkçılar da J Balıkçıların martılar hakkında ki bilgi birikimini ve gerek onlarla yaşadıkları anılarını notlarımız arasına almış olduk.

Bizi güldüren olaylardan biri de… 50 yıldır balıkçılık yapan balıkçı amca, röportajımızın ilk sorusunu uzunca düşününce (İstanbul için bir simge tanımlamanızı istersek, bu sizin için ne olur?) ve cevap bulamayınca da“ kızım ben sabah balık çorbası içerim akşamda balık ızgara, balık işte benim hayatım.” diye yanıtladı ve bizi unutup o an tezgâha yaklaşan turistlere “taze balık taze tazee” diye seslenince, amcanın yanında çalışan 35 yıldır balıkçılık yapan başka bir balıkçı “onu boş verin ben yardımcı olayım” deyince onunla devam ettik. 



Röportajımızın ilk balıkçısı Türkeş Sümbül / 35 yıldır balıkçı

İstanbul için bir simge tanımlamanızı istersek, bu sizin için ne olur?

  •  En güzel simge Sultan Ahmet Camisi, yedi tepe üstüne kurulmuş bir şehir… ( burada biraz baskı yapıyoruz hayvan olarak ne olur diye sorunca da istediğimiz cevabı hemen alıyoruz balıkçımızdan) Martı olabilir bence..


Balık pazarında martı yoğunluğu hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

  •         Balık olan yerde tabi ki martı olur, hele sabahları erkenden ben tezgâh yapıyorum martılar balıklara saldırıyor. Aç hayvan mecbur saldıracak.


Martı yoğunluğu sizi nasıl etkiliyor?

  •          Burada müşterilerin ve bizim de dahil olmak üzere, üzerimize pisliyor, turistlerin üzerlerine pisliyorlar. Bakın balık halinin üstüne… 


Türkeş Sümbül / 35 yıldır balıkçı

   İşinize engel oluyor mu martılar?

  •     Hayır olmuyorlar. Ben seviyorum onları, bazen besliyorum da. Atık balık oluyor hani akşamdan atılacak olan balığı sabaha bırakıyoruz çünkü gece onlar yok piyasa da, sabah erken ben döküyorum onları buraya yiyorlar martılar da.

   Martılar ile ilgili sizi etkilemiş bir olay var mı?
  •     Var, bundan işte 4 sene önce bir tane martı sanırım bu denize gidipte oltayla balık tutan insanlar var, o yemi yutmuş gırtlağında kanca, geldi buraya indi biz de oturuyoruz burada, ama kaçmıyor hiç, ilk defa ilginç bir olay tuttum onu oysaki martıyı yakalayamazsınız, belki de yanımıza bizzat geldi tuttum kancayı çıkardım ondan sonra martı uçtu gitti, onu hiç unutmuyorum. 

      Martıların gözlemlediğiniz özellikleri neler?
  •       Ben balıkçı olarak ne zaman gördüysem onlar sürekli balık yiyorlar, yemeyiz demiyorlar çünkü çok çabuk acıkıyorlar ben öyle görüyorum. Gece piyasadan çekiliyorlar ama gündüz tekrar gelirler.

     Martılar konusunda yapılmış bir proje duydunuz mu?
-       
  •      Yok, daha önce duymadım, konu hakkında ilk defa sizden duydum.


   İstanbul denilince martılarla ilgili ilk gelen yerler nelerdir?
  •         Deniz kenarları… Ben 35 yıldır buradayım, Kumkapı – Adalar, bir de balık hali burada olduğu için atık balıklar oluyor, şuan martı yok ama kışın gökyüzü balık halinin üstü martılarla dolu bembeyaz uçuyorlar burada. Balık atıklarını yiyorlar. Yani çöpçü gibi balık atıklarını temizliyorlar.


    Martılar size neyi çağrıştırıyor?
  •         Valla böyle güzel bir ses tonu var, insana huzur veriyor… Ben bazen giderim deniz kenarına sırf onları dinlemek için, martıların sesini duyunca böyle bir değişik oluyor sanki huzur veriyor… 


Bazı Martılar şanslıydı.. 

Röportaj esnasında balıkçı amcalardan biri yola balık atınca, martılar birbiriyle yarıştılar..


            Diğer röportajların genel analizini yaptığımız da şöyle özetleyebiliriz; 
balıkçıların           
İstanbul simgeleri; İstanbul Boğazı, lüferi ve minarelerini söylediler, 
biz de bu cevapların doğrultusunda onlara İstanbul’un 
simgesi olarak bir hayvan tanımlar mısınız? 
Diye yönelttiğimizde hemen hemen hepsinin ilk cevabı martı oldu. 
Balıkçıların çoğu martıların türleri hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söylediler. 
Fakat bir balıkçı, bembeyaz olan martıların en güçlüsü olduğunu belirtti.  
Martıların zararlarının olmadığını ama hepsinin ortak sorunu, 
dışkılarının çok asitli olmasından dolayı arabalara zarar vermesinden bahsettiler. 
Balıkçıların hepsi martıların Ocak – Şubat aylarında yoğunluk gösterdiklerini söylediler.
 Yaralı martılar için veteriner çağırdıklarını, gerekli yardımları onlardan istediklerini belirttiler. 
Günümüzü özetleyen en güzel cümle balıkçı Şaban Çetin’den geldi 
“Martılar şüphesiz balıkçı dostudur.” 
Bizim ve balıkçılar için eğlenceli bol kahkahalı bir gündü…

         Yardımlarından dolayı Türkeş Sümbül, Şaban Çetin ve Erdoğan Gün’e teşekkürler ediyoruz… 





   


  


Fotoğraflar Kaynak: Vasfiye Karoğlu / 2012 / İstanbul-Kumkapı 




15 Nisan 2012 Pazar

MARTILARIN YAŞAM SAVAŞI




                                                       ‘’  Son bir umutla ya da sonsuz bir umutsuzlukla,
                                           şehrin karasına göçlerini sürdüren denizlerini kaybetmiş martılar’’
                                                                                                      Mustafa Kutlu         

Sanayileşme ve şehirleşmenin hızla yayılmasıyla yeşil alanların kaybolması, denizler kirlenmesi, yaşam alanlarını kısıtladı. İstanbul Boğazından 20.000’den fazla yırtıcı kuş ilkbahar ve sonbahar aylarında geçmekte.(1) Yeşil alanların kaybolması bu kuşlar için büyük bir tehdit oluşturuyor. 20.000 yırtıcı kuşun arasındaki martıların konaklaması için de alan eksikliği görülmekte şehirde. Martılar ve diğer yırtıcı kuşlar için boğazın iki yakasındaki ormanlık alanlar korunmalı.  Mustafa Kutlu’nun bir ağıtında son bir umutla ya da sonsuz bir umutsuzlukla, şehrin karasına göçlerini sürdüren denizlerini kaybetmiş martılardan bahseder. İstanbul’un bilinen üç bin yıllık hatırasındaki martılar, Üç bin yıl sonra da uçmalı bu şehirde.


Yanarak ölen martılar
 Boğazda patlatılan havai fişekler pek çok martının maalesef yanarak ölmesine sebep 
oluyor. İstanbul’da ki kutlamaların vazgeçilmezi havai fişek gösterileri, doğal hayatı tehdit ediyor.

Fırtınada Zor durumda kalan Martılar

 Güçlü fırtınalar sırasında deniz kuşları, kendilerini zor durumda bulabilirler. Bu kuşlar genellikle yollarını kaybetmişlerdir. Fırtına çıktığında zaman zaman haberlerde barınacak yer bulamayıp halı sahalara sığından kuşlar görülmekte.

Petrole Bulanmış Martılar

Boğazın Petrole bulanmış martılara kıyılarda sıklıklar rastlanıyor. Özellikle Sarıyer 
bölgesinde bu martılar görülmekte.

Zehirlenen Martılar

‘’Martılar genellikle felç olmuş halde yaz ve sonbahar aylarında bulunurlar, kafalarını oynatamayacak durumdadırlar. Bu durum botulizm (bir bakteri toksini) zehirlenmesinin sonucudur.’’   (2)                                      
   ‘’Ölü bulunan pek çok martının midesinde plastik parçacıklar tespit edilmiştir. Martıların midesi plastiği sindiremediği için midelerinde plastik onlara sürekli bir tokluk hissi vererek açlıktan ölmelerine neden olur.’' (3)                     
       Zehirlenen martılar çoğunlukla plastik çöpleri yedikleri için zehirleniyor. Bazen de toksin zehirlenmesi yaşıyorlar. Bu felçli kalmalarına neden oluyor. Birçok martı boğazın plastik çöpleri yüzünden ölürken, yaralanan martıları tedavi edecek bir rehabilitasyon merkezi yok şehirde. Kedi, köpek gibi hayvanların yaralandığında götürülebileceği barınaklar varken, martıların götürülebileceği barınaklar maalesef bulunmuyor. Petrole bulanmış martılar kurtarılamıyor. Boğazda atılan havai fişekler yüzünden yanık bacaklı, kanadı kopmuş martılar bulunuyor. Bunlarla ilgilenen kişi, ambulans ve bakım evi olmadığı için can çekişerek ölüyorlar. 
“HAVAİ FİŞEKLER ORMAN YANGINI GİBİ"
Fatma Gülşen Balkanlı Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği Başkanı
  Havai fişek gösterilerinin hayvanlara zararı oluyor mu?
Patlama esnasında bütün kuşlar yerlerinden uçuyor. Gözlemledim bunu, özellikle martılar ışığa doğru uçuyor nedense. Ve yanıyorlar, can çekişerek ölüyorlar. Yanık bacaklı, kanadı kopmuş martılar getiriyorlar bize. Her daim havada oldukları için en çok martılar zarar görüyor. Bir de güvercinlerin bu tarz patlamalarda kalbi duruyor. Köpek havlamasından ölen kuşlar biliyorum ben.

 
Havai fişek gösterilerinden yaralanan martı


 İstanbul’da bu gösteriler yüzünden kaç hayvan yaralanıyordur?

Bu hafta iki martı geldi. Birini getiren kızcağız “Ben balkonda bakarım” dedi. Tedavisini yaptık ve sardık. Diğerinin durumu çok kötüydü, veterinerimiz kana-dını kesti. Her hafta sonu oluyor. Doğum günlerinde bile havai fişek atanlar var. Boğaz’da yaz-kış, her hafta sonu gürültü ve hava kirliliği yaşanıyor. Hem canlılara zarar veriyorlar hem büyük israf yapıyorlar. Bu parayla ne yardımlar yapılabilir.

İnsanlar, bunun kuşlara zarar verdiğini bilmiyor olabilir mi?

Olabilir. Çok fazla gündeme gelirse öğrenirler. Gazetelerde anlattık ama bu güçlü bir sektör. Televizyonda hiç işlenmedi. Hayvanların bacaklarının, kanatlarının koptuğunu görseler duyarlı olacaklardır.

 Havai fişek gösterileriyle mutlu günlerini paylaşmak istiyorlar. O esnada siz ne hissediyorsunuz?

Havadaki patlamalar bana orman yangını gibi geliyor. İçim açıyor. Çığlık atıyorum. Müthiş kötü oluyorum. Gökyüzünde rengarenk ışıltılar göreceğim diye o kadar büyük zarar veriliyor ki. Bu nedir? Zevk midir? Adrenalin mi yükseltiyor? İsimlendiremiyorum. Benim gibi acı çekseler, yüzde 100 yapmazlar bunu. Hiç kimseye yaptırtmam. Yeğenim evlendi. “Sakın ha! Terk ederim düğünü” dedim. “Tamam, teyze yapmayacağız” dedi. Kaç kilometreye uzanabilirim? Görsel medyanın büyük rolü var. Destek olması lazım.
 Bu konuda televizyon kanalları üzerinde yaptırım yok mu?

5199 No’lu Hayvanları Koruma Kanunu’nun 20’nci maddesine göre, ayda 20 dakika yayın yapılması öngörülü-yor. Günde bir dakika bile değil. Hiç TV’de gördünüz mü? Aynı düğün sahiplerinin ses yasaklarında cezayı ödemeyi tercih etmesi gibi, televizyonlar da cezayı ödemeyi tercih ediyor. Bu cezaların artırılması lazım. Gün-de 30 saniye nedir ki?
Bu  röportaj  2012/02/21/ tarihli  NEŞE MESUTOĞLU’nun Boğazın Ölümcül Düğünleri başlıklı yazısından alıntıdır. 



Kaynakça
 1. H. Heinzel ve ark., 1995, Türkiye ve Avrupa'nın Kuşları. DHKD

Fotoğraf Kaynakça
1. Fotoğraf : Vasfiye Karoğlu / Eminönü/ 03.2012
2.Fotoğraf:http://cadde.milliyet.com.tr/2012/02/21/HaberDetay/1505576/BOGAZ_IN__OLUMCUL_DUGUNLERi






25 Mart 2012 Pazar

ŞAİRLERİN GöZüNDEN MARTILAR




Her Tarafı Büyüye Boyanmış Bir İstanbul
Martılar Uçuyor, Kalbimin Denizinde
                                        Mehmet Nedim Bilgiç



Bundan önceki yazımızda, martıların genel özelliklerine ve martılara (kuş türlerine) özel rehabilitasyon merkezinin az olduğu yönünde bilgilendirme yazısı yazmıştık. Bu yazımızda ise internet ve kitap araştırmalarımız sırasında fark ettiğimiz bir konuyu ele almak istedik. Hayatta olan ve olmayan şairlerin, martıları konu alan birçok şiiriyle karşılaştık. Boğaz da vapurlarla birlikte yol alan martılar, İstanbul denilince akla martının gelişi, insanların martılara benzetilmesi ve bunun gibi daha birçok benzetmeyi şairlerin şiirlerinde görmekteyiz. Kimi şair şiirlerinde martılarla mutluluğu yansıtırken, bazı şairler ise martılarla hüznü bağdaştırmıştır.
Sizler için seçtiğimiz şiirleri fon müziği eşliğinde okuyabilirsiniz.    


Sizler için seçtiğimiz şiirleri fon müziği eşliğinde okuyabilirsiniz.   

Fon Müziği için Tıklayın -->  http://fizy.com/#s/3cv5u2



Gün Olur
Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüyünde ayrı bir telaş!

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…



                                  Orhan Veli KANIK



Liman

Sıralanmış saksılar vardı
limana bakan
penceremizin önünde
ve çiçekler arasında
ekmek kırıntıları serpen
martı yüzlü
bir anne

Terasta toplanan kadınlar
limandaki beyaz geminin
ışıkları yanınca
dedikodusunu yapmayı unuturlardı
tam o saatlerde sokaktan geçen
yazlık sinemadaki
biletçi kızın

Annesinin dizlerinin dibinden
hiç ayrılmayan
uslu bir çocuk gibidir
limandaki deniz
ama sokağa çıkıp
dalga olmak geçer
yüreğinden…

                    Sunay Akın

İstanbul Destanı

İstanbul deyince aklima marti gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
Istanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmiş, bir yokmuş

                                         Bedri Rahmi Eyüboğlu





Ağustos Çıkmazı 

Beni koyup koyup gitme, n'olursun 
Durduğun yerde dur 
Kendini martılarla bir tutma 
Senin kanatların yok 
Düşersin yorulursun 
Beni koyup koyup gitme, n'olursun 
  
Bir deniz kıyısında otur 
Gemiler sensiz gitsin bırak 
Herkes gibi yaşasana sen 
İşine gücüne baksana 
Evlenirsin, çocuğun olur 
Beni koyup koyup gitme, n'olursun 


                                          Atilla İlhan 







Martı

Her vapur dumanının ardına
yüreği sıcak
bir insan sanıp takılırken
tüyleri ıslanan bir martı olduğumu
hem azarlayan
hem de sırtıma havlu koyan anneme anlatamam

Kanadım kırılsa da konmam
deniz kıyısındaki
hiçbir caminin minaresine
kubbeye tüneyen martıların
keyiflerince uçmalarını bekleyen imam
ezani geç okuduğu için sürülünce
bir dağ köyüne

Birazcık daha sabredin diyorum
eski bir sokağın kıvrımında
yolun iki ucunu gösteren
trafik aynalarına
hüzün modeli arabalar
kırılmamanız için örgütleniyor
dolmuş duraklarında

Denize düsen bir gazetedeki
ölüm ilanından öğrenirim
mendireğe attığı çakıltısıyla
ürken martıların
alkışa benzeyen kanat seslerini
selamlayan yaslı adamın
unutulan bir tiyatrocu olduğunu

Gece yarısı söndürülünce ışıklarını
kuytu bir iskelede
ne yaptığını görürüm
iki yakası arasında İstanbul’un
koltuklarında gün boyu
kadın kalçalarının izlerini
biriktiren vapurun

Yanından ayrılmam deniz fenerlerinin
fotoğrafına benzemeyen
heykelleridir çünkü
idam sehpasına çıkınca
aşağıda aşılmasını bekleyenlerin
yüreklerindeki sivri kayalıkları
ışığıyla aydınlatan devrimcinin

Uyandırırım çiğliklerimle
kıyısında karni aç yatan çocukları
yiyecek aradığım kent çöplüğünün
ama bir parça olsun
koparmam beyazlığından
bilirim ki Kız Kulesi
doğum günü pastasıdır özgürlüğün!...

                                              Sunay Akın 




Kaynak Fotoğraf 1: 2011, İstanbul, Vasfiye KAROĞLU 
Kaynak Fotoğraf 2: 2011, İstanbul, Vasfiye KAROĞLU 
Kaynak Fotoğraf 3: 2010, Yalova,   Vasfiye KAROĞLU 


11 Mart 2012 Pazar

Boğazın özgür Çocukları





           Boğazın özgür çocukları diye  adlandırılan  martılar hakkında  ne kadar  bilgiye   

sahibiyiz. Vapurdan simit attığımız, bazen balıkçıların önünde nöbet tutarken gördüğümüz 

bu güzel beyaz kuşlar bu şehirde nasıl barınabiliyor.  Yırtıcı ve zeki  olan martılar,  Laridae 

familyasını oluşturan deniz kuşlarının ortak adıdır.  Beyaz  renkli hantal gövdeli bu kuşlar  

çoğunlukla balıkla besleniyorlar. . Balık bulamadıklarında ise hemen her şeyi yiyebiliyorlar. 

(Çöpler, leşler, güvercinler…)

         Şehirde  yaşayan  martılar  yiyecek bulma konusunda daha şanslılar. Bazen balıkçı 

hallerinden yola çıkan balık yüklü kamyonları kilometrelerce takip edip yiyecek avına  

çıkabiliyorlarr. Martılar  zeki,  sosyal yapının içinde barınabilen bir kuş türü olarak bilinmekte. 

Martıların birkaç türü ise deniz kenarında yaşamadığını öğrendik. Koloniler halinde kayalıklarda, 

yerde  ve  binaların  çatılarında  yuvalanıyorlar.  Ne yazık ki şehirde yaşayan martıların yaşam 

haklarına saygılı değiliz. Birçok martı boğazın plastik çöpleri yüzünden ölürken, yaralanan 

martıları  tedavi  edecek bir rehabilitasyon  merkezi yok şehirde. 

          İstanbul'a  dair  resimlerin  fotoğrafların,  tasvirlerin,  şiirlerin  önemli  figürleridir  martılar. 

Osmanlı’da  kuş evleri  ve  rehabilitasyon  merkezi  varken  şuanda  birlikte  yaşadığımız  

martılar  için  bir merkez  yok. Yaptığımız araştırmalar da  Florya’da bulunan İstanbulvet Kuş 

Tedavi Merkezi her türlü kuş türüne  hizmet verdiğini öğrendik. Araştırma neticesinde  bunun 

gibi bir başka tedavi merkezine rastlamadık. Osmanlı zamanında kuşlara özel merkezler 

kuruluyormuş. Bunlardan biri 19.yy’da Gurabahane-i Laklakan adı ile  göçmen  ve  diğer 

kuşların tedavilerinin gerçekleştirildiği merkez. ( Bu kuş hastanelerinden Ahmet Haşim 

anılarında yer vermektedir.) Kedi, köpek gibi hayvanların yaralandığında götürülebileceği 

barınaklar varken, martıların  götürülebileceği  barınaklar maalesef bulunmuyor. 


Can  Yücel'in  martı  şiiri  ile  yazımızı  sonlandırıyoruz.  



MARTILAR Kİ

Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını 
ısıtsın diye martılar

Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin





Can Yücel



Kaynaklar: İlmi Mercek Dergisi 85. sayı (Temmuz 2011)



Resim kaynak: Vasfiye Karoğlu / 01.03.2012

Şiir Kaynak.: http://sanatsehri.com