İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

İstanbul

Haydarpaşa

Taksiler ve Taksiciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taksiler ve Taksiciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2012 Pazartesi

Taksiler ve Taksiciler


GÜNÜMÜZ İSTANBUL’UN DA TAKSİCİ ESNAFININ SORUNLARI

Günümüz İstanbul’unun en büyük yolcu taşıma ağının birer parçası aslında bütün şoförler. Bir çoğunun birbirleri ile bağlantıları hiç yok hatta birbirlerini bile hiç görmemiş olabilirler, ama yaptıkları meslek icabı hep birbirlerine destek olmuş ve başlarına gelen her musibette birlikte tepkilerini göstermiş bir esnaf topluluğu onlar.

Şahsen günümüz Türkiye’sinin en büyük problemi bekli de günümüz dünyasının en büyük problemi olan insana saygının kaybolması ile başlıyor şoförlerin dertleri. Yaptıkları mesleğin hor görülmesi de başlıca sıkıntılarından şoförlerin. Aslında sorun aradıktan sonra bulmak kolay ama sorunlar bir yana bu mesleği hala severek, saygı duyarak hatta şevkle yapan şoför vatandaşlarımız var. Ülkemiz insanının onların mesleğine ve onlara saygıyı birçok noktada önemsemediği bu günlerde, neredeyse her gün ayrı bir taksisine bindiğim sütlüce taksi durağının başından geçen bir hadise anlatmayı uygun buldum. Yaklaşık üç senedir bir fiil kullandığım güzergahımın üstünde olan bu duraktaki tüm araçlara binmiş hatta tüm şoförlerle az çok muhabbet etmişimdir. Beni şaşırtan olay ise 2011 yılı başlarında gerçekleşmişti. Eskiden Sütlüce taksi durağının bir prefabrik durağı vardı. Şoförlerin içinde oturup dinlenebildikleri, soğuk kışlarda ısınabildikleri, belki bir çay içip dertleştikleri durakları idi orası. Fakat yaklaşık bir sene önce belediye tarafından alınan bir karar ile durakları yerinden söküldü ve kaldırıldı. Şu anda bir durakları yok ama halen tüm araçları ile birlikte hepsi aynı yerde beklemekte ve duraklarının yerine sadık kalmaktadırlar. Anlamsız bulduğum şey, çevrede ki diğer prefabrik büfe benzeri yapılar dururken neden durak kaldırıldı? Önemli olan nokta ise tüm çevre esnafın, taksici şoför arkadaşlara duyduğu saygı ve onların yanında duruyor olması. Sütlüce taksi durağı esnafı bu kışı atlattı. Önümüzde ki kış ne yaparlar bilinmez. Devletin yetkili mecralarının taksi ve şoför esnafına değer verdikleri şeklinde söylemleri olmasına karşın bu kısa hikaye aslında yerel yönetimlerin taksi duraklarına ve şoför esnafa pek bir değer verdiğini ve öncelikli bir konu olduklarını göstermiyor

TRAFİK VE PARK SORUNU

Taksi şoförlerinin genel olarak trafik yoğunluğundan ve otopark problemlerinden şikayetçi.

Yaptığım gözlemlerde aslında hiçbir taksi durağının kendine ait bir yeri yani çoğu durağın kiralık iş yerleri olduğunu ve neredeyse hiç birinin (devletten yer kiralayan duraklar harici) kendilerine ait otoparkının hatta bekleme alanlarının bile olmadığını fark ettim. Genel olarak taksici şoförlerin İstanbul trafiğinin dışında bir şikayeti olmuyor müşterilerine hatta sadece İstanbul için geçerli belki ama taksi metre fiyatlarının az bulunmasını bile yansıtmıyorlar müşterilerine. Ama kendi aralarına girdiğinizde, aslında trafiğin en stresli ve büyük sorunları olmasına karşın bu işin kaçınılmazı olduğunu ve “gülü seven dikenine katlanır” modeli bunu kabul ettiklerini gördük. Trafik problemine bardağın dolu tarafından bakan şoförler ise mantığı bir noktada yakalamışlar. Bu şoförlerin çoğu kıdemli şoförler aslında çoğu en kötü yirmi senedir şoförlük mesleğini icra ediyorlar ve hepsinin ortak bir özelliği var. O da hepsi birer insan sarrafı. Yedisinden yetmişine her çeşit insanı günlük hayatlarında bir kamu hizmeti vererek gidecekleri yerlere ulaştırmaya çalışan bu insanların güvenlik sorunlarının sonu olmadığının altını çizmek gerekir. Son yıllarda yapılan iyileştirme çalışmaları ile bir noktada bu sorunun önü kesilmiş gibi gözüküyor. Yani şimdilik bu sorun önceliğini kaybetmiş. 2010 sonrası İstanbul’da her sokağı belediyelerin parsellediğini ve kendi çalışanlarını görevlendirdiğini görebiliriz. Bu durum zaten araçlarına park yeri arayan taksi şoförlerini daha da zor duruma sokmuştur. Artık araçlarını duraklarının sokağına park etmek istiyorlarsa belediyeye bir ücret ödemek durumundalar. Yani görüyoruz ki işlek bir sokaktaki taksi durağına mensup bir şoför aracını durağının çevresine park etmek için ya aylık bir ücret ya da günlük bir ücret ödemek zorunda kalıyor. Yine bu noktada yerel yönetimlerin şoförlerin işlerini zorlaştırdıklarını görüyoruz. Yanlış anlaşılma olmasın aslında tabi ki duraklara belirli bir alan verilmektedir. Fakat hiçbir durağın sadece iki ya da üç aracı olmadığı için en önemli sorunların başını çekmektedir park sorunu.Bu arada geçen sene yapılan bir

KORSAN TAKSİ SORUNU

Şüphesiz ki şoför esnafın en büyük dertlerinden biri de Korsan taksiler. İlk olarak korsan taksileri size bir özet geçeyim. Açıkçası eğer gideceğimiz mesafe 50km üstünde ise baya bir tasarruf yapmış olursunuz ama bu birilerine haksız kazanç sağladığınız anlamına gelmekte. Bunun dışında aslında bir taksi şoförü gibi değiller müşterilerin yanında daha rahat davranıyorlar hatta edindiğim bazı bilgilere göre pervasızca araç kullananları bile varmış.

Her tip araç olabiliyorlar ama genelde düşük motorlu ve ortalama araçlardan oluşuyorlar. Aslında gerçekten korsan olmalarına karşın gayet disiplinli ve sistemli olarak çalışıyorlar. Kendi aralarında ve müşterileri ile yaptıkları telefon trafikleri gerçekten enteresan olabiliyor. Son yıllarda korsan taşımacılığın sayısının gerçek taksicilik mesleğinin önüne geçtiğini ve yapılan araştırmalarda İstanbul’da bu sayının 50bini geçtiği vurgulanmaktadır.

Sayısı artan korsan taşımacılar devleti yıllık 100 milyon TL zarara uğratırken aynı zamanda da taksici esnafının gelirine haksız yere ortak oluyor. İstanbul Taksiciler Esnaf Odasının kurduğu korsan ihbar birimi ve İstanbul Emniyetinin yaptığı çalışmalar sonucunda 2010 yılında 13.508 , 2011 yılında ise 17.052 araca el koyulmuştur. Bu rakamlar sorunun ne denli hızla büyüdüğünü ve önüne geçilmez ise taksici olan ve şoförlük mesleğini icra eden kişilerin belki de farklı bir isyanı ile yüz yüze gelebiliriz. Kendi tabirleri ile “alın terlerine yapılan bu saldırı” bu mesleğe ve esnaf topluluğuna bugüne kadar yapılan en büyük haksızlıktır ve verdiği zararların aslında ne denli büyük olduğu zaman içinde daha net anlaşılacaktır.

11 Mart 2012 Pazar

Taksiler ve Taksiciler

İstanbulun Osmanlı imparatorluğu döneminde faytonlarla başlayan, daha sonra “Amerikan” dolmuşlar, minibüsler ve en sonunda da taksiler olarak devam eden bir iş kolu şoförlük. Günümüzde taksiciler olarak andığımız taksi şoförleri on sekiz bin araç ile istanbul un insan taşımacılığı yapan en büyük grubu ve zamanla dejenere olmuş olsa da yakın geçmişimizin itibarlı mesleklerinden biri.

Dünya üzerinde “esnaf” olarak nitelendirilen ve her çalışan insanın yararlandığı sosyo-ekonomik haklara sahip olan bu iş kolu çalışanları Türkiye de yakın geçmişe kadar her türlü haktan mahrum olarak çalışmaya devam etmekteydi. 2008 yılı itibariyle başlayan ve avrupa birliği normlarına uygun çalışma koşullarına yavaş yavaş da olsa geçilmeye başlandı. Gerek verilen zorunlu eğitimler, gerek sosyal sigorta hakkı , gerekse yaşadıkları sorunlara dünya çapında örnekleri bulunan çözümler üretilmeye başlanması biraz da iade-i itibar oldu.

Büyükşehirlerdeki her iş kolu gibi çok çeşitli yaşlardan, köklerden, kimliklerden gelen bu mesleğin erbapları ile tüm sorunları ve sıkıntıları bir kez de içlerinden sorgulamak gerekir.

Popüler kültürümüzde filmler (Taxi Driver,Taxi) ve diziler (Akasya Durağı, Çiçek Taksi) ile yer bulmasına rağmen yaptığımız araştırmalar sırasında en ilgi çekici nokta bu konu üzerine Türkiyede herhangi bir akademik yazı yazılmamışolmasıdır. Bu sebepten dolayı elimizde yazılı kaynak olarak sadece yazılı basın, sosyal medya ve bizce en önemli olan saha çalışması kalmıştır.

Yazılı basın ve sosyal medya da yaptığımız araştırmalar ve bire bir röportajlarımızdan ilk gözümüze çarpan ise 2011 yılına kadar Türkiyede taksi şoförlerinin“esnaf” olarak adlandırılmayarak hiçbir sosyal güvenceleri olmadan çalışmış olmalarıydı. 1 Mart 2011 tarihli 6111 sayılıyasa sayesinde artık primlerini düzenli olarak ödeyen şoförler sosyal güvence alabilmeye başladılar.

Bir diğer göze çarpan durum ise 2008 itibariyle başlayan ve AB uyumluluk süreci içerisinde çalışma şartlarıve güvenlikleri için yapılan iyileştirme ve gelişmelerdi. 2008 yılı itibariyle yürürlüğe giren “yardım butonu” ve “gps izleme” sistemleri ile güvenli çalışma sorunlarına kısmi çözüm getirilmiş ancak hala en büyük sorunlardan biri olan ve dünyada da örnekleri görülebilen (özellikle ingiltere ve amerika da) eğitim ve korsan taksi sorunlarına çözüm arayışlarısürmekte.

Yaptığımız bire bir görüşmelerde ise eski taksi duraklarının (Pera, Bebek, Beşiktaş İskele...) başkanlarının bir diğer dikkat çektiği konu ise kalifiye şoförlerin az sayıda olması ve varolan taksi şoförlerinin çoğunun geçici iş olarak bu iş koluna yönelmesi oldu. Özellikle büyükşehirlerde yaşanan sorunlardan biri olan kendilerinin deyimi ile “Durak Taksisi” ve“Piyasa Taksisi” arasındaki tavır farkları sebebiyle esas taksi şoförlerinin isimlerine leke sürüldüğünün altınıçiziyorlar ve bu konuda çözüm olabilecek yolların avrupa ve amerikadaki örneklerinde olduğu gibi taksi şoförlerinin belli bir eğitimden geçmesi ve sadece “ehliyeti olanın” değil gerekliliklerini yerine getirmiş kişilerin bu işle uğraşabilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Bütün bu bilgileri bir araya getirdiğimizde elimize güzel bir şans geçiyor; Taksi esnafı sorunlarına bir de içlerinden göz atma, direksiyonun arkasındakilere de söz hakkı verme şansı ve müşterilerde varolan negatif görüşleri değiştirme olanağı.


Kaynakça:




http://www.eksisozluk.com/

http://en.wikipedia.org/wiki/Taxi_Driver

http://en.wikipedia.org/wiki/Taxi_(1998_film)